Ekvator Haber

Türkiye’nin göçmen politikası ve Almanya’da artan yabancı karşıtlığı

Türkiye’nin göçmen politikası ve Almanya’da artan yabancı karşıtlığı
Ragıp Kamil İlbeyi
Ragıp Kamil İlbeyi( ilbeyi@ekvatorhaber.com )
Bağımsız gazeteci ve teolog olan Ragıp Kamil İlbeyi çeşitli haber sitelerinde yayın yönetmenliği ve editörlük yapmış, Kanal 12 televizyonu için programlar hazırlamış ve sunmuştur.
0
06 Eylül 2019 - 12:37

Ragıp Kamil İlbeyi

TUİK’in açıkladığı rakamlara göre; Türkiye’de 3 milyon 618 bin 624 Suriyeli bulunuyor. Resmi olmayan oranlara göre bu oran 5 milyonu geçiyor. Çünkü kayıt altında olmayan yüz binlerce göçmen Türkiye’de barınıyor. Ayrıca Suriye ve Irak’tan kaçan radikal örgütlerde Türkiye’de gizli yeraltı yapılanmalarına sahip. Türkiye’ye Suriye’den yeni bir göç dalgası yaşanması halinde ortalama 2 milyon göçmen daha gelecek.

Erdoğan AB’nin göçmenler için ödediği parayı az buluyor ve daha çok para verin yoksa kapıları açarım siz uğraşırsınız diyor. AB, Türkiye’ye 3 milyar euro ödeme yapmış ve Mart ayından 1,5 milyar euro daha vereceklerini duyurmuştu. ABD ise Türkiye’ye Suriyeli mültecilere destek için 81 milyon dolar ödeneceği açıklanmıştı.

Peki bu paralar nerede? Nerelere harcandı? Sonuç nedir? Kaç göçmen dil ve kültür kurslarını başarıyla tamamladı? Devletin göçmenleri zorunlu eğitime tabii tuttuğu böyle bir kurs sistemi var mı? Kaç göçmen meslek kurslarından yararlandı? Göçmenler uzun vadede Türkiye’ye ne katacak ve Türk halkı ile göçmenler arasındaki kutuplaşmayı sonlandırmak için iktidar ne yapacak? Bu gibi yanıtlanmayı bekleyen yüzlerce soru var.

Türkiye, Almanya gibi göçmenler için eğitim, entegrasyon, ve meslek kursları düzenlemiyor. Milyonlarca Suriyeli Türkçe konuşamıyor. Türkiye’nin tarihini ve Türk kültürünü de bilmiyor. Ve hatta bir çoğu Osmanlı’yı işgalci olarak tanımlıyor. Ağustos ayının sonralarında İdlib’de yaşanan gelişmeler ve Erdoğan’ın kapıları açmayıp ‘bak eğer kapıları açarsam AB’ye gelecek milyonlarca sığınmacı var’ mesajının ardından Suriyeliler ve Arap medyası Erdoğan’ı ‘hain’ olarak nitelendirdi. Erdoğan’a bu yakıştırmayı sadece Suriyeliler de değil, pek çok basın ‘Erdoğan’ın Suriye maskesi düştü’ şeklinde haberleştirdi.

Öte yandan Almanya’da ırkçı ve yabancı karşıtı parti AFD bazı eyaletlerde yapılan seçimlerde önemli başarılar kazandı. AFD’nin oylarını arttırması ise Almanya’da sosyalist, seküler ve liberaller arasında rahatsızlık yarattığı gibi Müslümanları da tedirgin etmeye başladı.

TÜRKİYE YENİ BİR MÜLTECİ AKINI KALDIRAMAZ

Türkiye Suriye sınırı son iki haftadır gergin günler yaşıyor. Milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye geçmek istiyor. Türkiye’deki Suriyelilerin sayısı resmi ve gayri resmi rakamları toplayınca 5 milyonun üzerinde. 2019 yılı Ağustos ayında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan resmi rakamlara göre; Türkiye’de 3 milyon 618 bin 624 Suriyeli bulunuyor. Bunlardan da sadece 143 bin 603’ü kamplarda yaşıyor. 3 buçuk milyon Suriyeli’den şimdiye kadar 79 bin 820’si Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edildi. Bu oranlara göre vatandaş olan Suriyelilerden 53 bin 99 kişi oy kullanma hakkına sahip. Tüm bunlara rağmen Suriye’deki kapıların açılması durumunda en az 1 milyon ile 2 milyon arasında yeni Suriyeli göçmen Türkiye’ye giriş yapacak.

Uluslararası Göç Araştırmaları Direktörü Panu Poutvaara Alman basınına verdiği bir mülakatta İdlib’den yeni bir mülteci akını olması halinde AB ile Türkiye arasındaki mülteci mutabakatının çökebileceği uyarısında bulundu. Bu hem Türkiye hem de Avrupa’da yeni bir mülteci krizine neden olabilir.

Karikatürist Marian Kamensky AB ve Türkiye arasındaki göçmen geri gönderme anlaşmasını bu karikatür ile eleştirmişti.

AB YUNANİSTAN’DAN DAHA ÇOK MÜLTECİNİN TÜRKİYE’YE GÖNDERİLMESİNİ İSTİYOR

Bu gelişmelere ek olarak Avrupa Birliği sığınması kabul edilmeyen tüm göçmenlerin Türkiye’ye gönderilmesini istiyor. Avrupa Komisyonu Yunanistan’dan Türkiye’ye daha fazla sığınmacı iade etmesini istedi. AB ve Türkiye arasında geri kabul anlaşması yapılmış ve AKP hükümeti Suriyeli göçmenlere barınma olanağı sağlamak ve Avrupa’ya gitmelerini engellemek için 3 milyar euro ödeme almıştı. 2019 yılının Mart ayının ortalarında AB Dış Politika Şefi Federica Mogherini AB’nin Suriyeli mültecileri barındıran Türkiye’ye destek için 1,5 milyar euro daha vereceğini söylemişti.

MÜLTECİLER İÇİN ÖDENEN PARA NERELERE HARCANIYOR

Ancak Erdoğan AB’nin verdiği parayı yeterli bulmuyor ve sınır kapılarını açmak yada denetimsiz sınırlar bırakıp mültecileri AB’ye göndermek ile tehdit ediyor. Savaşın başladığı günden beri mülteciler için harcanan paranın nerelere aktarıldığı belli değil. Türkiye örneğin Almanya gibi göçmenlere dil, kültür, adaptasyon ve meslek kursları vermiyor. Yerel olarak belediyelerin açmış olduğu kurslar bulunsa da bir devlet politikası olarak dil, kültür, adaptasyon, meslek kursları verilmedi. Suriyelilerin neredeyse yarısı bugün hala Türkçe konuşamıyor ve neredeyse hiç biri Türkiye’ye ve Türk Ulusunu tanımıyor. Genel kanıları ise Osmanlı’nın kendi topraklarını işgal ettiği Türkiye’nin de ABD, İsrail, Rusya, Fransa gibi bu topraklarda gözü olduğu. Çünkü Emevi camisinde namaz kılacağız ve İdlib, Halep ve Şam’ı Türkiye araç plakaları arasına katıp sloganlar söylemek zaten doğal olarak işgalcilik anlamına geliyor. Yani Suriyeliler gözünde Türkiye aslında dost bir ülke değil ama bir geçiş ve bir süre yararlanma noktası.

ABD TÜRKİYE’YE MÜLTECİLER İÇİN 81 MİLYON DOLAR ÖDEYECEKTİ BU PARANIN AKIBETİ NE OLDU?

Türkiye’ye tek ödeme yapan AB değil. ABD’nin Dişişleri Bakanlığı da Suriye’ye yapılan yardımların miktarıyla ilgili bir açıklama yapmış, Türkiye’ye Suriyeli mültecilere destek için 81 milyon dolar ödeneceği açıklanmıştı. Ancak hem AB’den hem de ABD’den gelen paranın ve devlet hazinesinin nerelere harcandığı konusunda AKP yönetimi şeffaf bir siyaset izlemiyor.

DİE WELT DUYURDU: AB TÜRKİYE’YE DAHA ÇOK GÖÇMEN GÖNDERİLMESİNİ İSTİYOR

Almanya’nın saygın basın kurumlarından Die Welt gazetesinin Avrupa Komisyonu’nun göçün gelişimiyle ilgili hazırlanan özel raporuna dayandırdığı haberine göre; Avrupa Komisyonu Yunanistan’dan Türkiye’ye daha fazla sığınmacı iade etmesini istedi. Raporda Yunanistan’dan Türkiye’ye sığınmacıları “geri gönderme işlemlerinin” “düşündürücü bir biçimde yavaş” yapıldığı belirtildi. Ayrıca “geri göndermelerin etkin bir biçimde yapılabilmesi için Yunan makamlarıyla koordineli bir biçimde hareket etmeye ihtiyaç olduğu” belirtildi. “İltica konusundaki nihai kararların da artırılması” gerektiği de raporda ifade edildi. Ege’deki Yunan adalarında bulunan sığınmacıların durumuna değinilen raporda şu ifadelere yer verildi: “Yunan makamlarının derhal harekete geçmesi gerekliliği hâlâ bir ihtiyaçtır, adalardaki yükü azaltmak ve iadeleri artırmak için stratejik bir hareket tarzı da buna dâhildir.” denildi.

Ragıp Kamil İlbeyi gelişmeleri aktarıyor

AB VE TÜRKİYE ARASINDAKİ GERİ GÖNDERME ANLAŞMASI ÇÖKEBİLİR

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü’nün (ifo) Uluslararası Göç Araştırmaları Direktörü Panu Poutvaara, İdlib’deki durumun daha da kötüleşmesi ve yeni bir mülteci krizinin yaşanması durumunda AB ve Türkiye mülteci mutabakatının çökebileceği uyarısında bulundu. İfo’nun 2015-2016 yıllarındaki mülteci krizi konusunda hazırladığı son raporu hakkında DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Poutvaara, İdlib’de tırmanan gerilimin yeni bir mülteci krizine yol açabileceği endişesine dikkat çekerek gelişmelerin kaygı verici olduğunu ifade etti. Aynı zamanda Münih Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Poutvaara, “Türkiye yeni bir mülteci akını ile karşı karşıya kaldığı takdirde, hem siyasi hem ekonomik hem de yönetimsel olarak AB ile mutabakat kapsamındaki yükümlüklerine bağlı kalmakta çok zorlanır. AB-Türkiye mutabakatı çöker ya da uygulanamaz noktaya gelirse, AB’ye gelen mültecilerin sayısı dramatik bir şekilde artar ve bu sadece Türkiye’yi değil Avrupa’yı da devasa bir sınama bir karşı karşıya getirir” değerlendirmesini yaptı.

Poutvaara Türkiye’den iltica eden Türkler hakkında ise şu yorumu yaptı: ”Avrupa ülkelerine gelmeyi başarmış olanlar daha iyi eğitimli ve daha varlıklı olanlar. Türkiye’de kalanlar ise daha az eğitimli ve daha az maddi olağana sahip olanlar. Bunun nedeni yüksek öğrenime sahip olanların Avrupa ülkelerine seyahati organize etmek ve maddi olarak bunu karşılayabilmek için daha çok beceri ve yetkinliğe, daha çok maddi olağana sahip olmaları. Daha az maddi kaynağa, beceriye sahip olanlar ise Türkiye’de kalıyor.” dedi.

ALMANYA’YA SIĞINAN TÜRKLERİN SAYISI HIZLA ARTMAYA DEVAM EDİYOR

Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin verilerine göre, Ağustos ayında Almanya’ya bin 306 Türk vatandaşı sığınma başvurusunda bulundu. Bu sayı bir önceki ay bin 274 olarak kaydedilmişti.

Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) verilerine göre, Ağustos ayında bin 306 Türk vatandaşı Almanya’ya sığınma başvurusunda bulundu. Böylece Türkler geçen ay Almanya’ya iltica talebinde bulunan Suriyelilerin ardından ikinci sırada yer aldı. Ağustos’ta 2 bin 927 Suriyeli’nin Almanya’ya iltica başvurusunda bulunduğu belirtildi.

Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin verilerine göre, 2015’de bin 767 Türk vatandaşı Almanya’dan iltica talep ederken 2016 yılının sonunda bu rakam 5 bin 742’ye yükseldi. 2017 yılında ise Türk vatandaşı olan toplam 8 bin 483 kişi Almanya’ya sığınmak için müracaatta bulundu. 2018 sonunda ise bu rakam 10 bin 655 olarak kaydedildi. 

ALMANYA’DA YILIN YARISINDA MÜLTECİLERE 609 SALDIRI YAPILDI

Ayrıca mültecilerin kaldığı 60 sığınmacı yerleşkesine ve 42 yardım organizasyonuna da saldırılar düzenlendiği aktarıldı. Haberde, bu saldırılar sonucu, aralarında yedi çocuğun da bulunduğu 102 kişinin yaralandığı bilgisi yer aldı.

Almanya’da polis kayıtlarına göre yılın ilk altı ayında mültecilere yönelik 609 saldırı gerçekleştiği bildirildi. Neue Osnabrücker Zeitung, Sol Parti’nin soru önergesine hükümetin verdiği yanıta dayandırdığı haberde, “siyasi kaynaklı sağcı suçlar” kategorisinde değerlendirilen suçların hakaretten yaralamaya kadar farklılık gösterdiği belirtildi.

MÜLTECİLERE SALDIRILAR DOĞU ALMANYA’DA DAHA FAZLA YAŞANIYOR

Habere göre, her dört saldırıdan biri Brandenburg eyaletinde gerçekleşti. Almanya İçişleri Bakanlığı’na göre polis 160 vakada “saldırının hedefini mülteci/iltica başvurusu yapan kişi” olarak sınıflandırdı. Diğer eyaletlerde ise daha az saldırı kaydedildi ve saldırı sayısının Baden-Württemberg eyaletinde 62, Aşağı Saksonya’da 58 ve Saksonya’da ise 56 olduğu ifade edildi.

Sol Parti’nin iç politika sözcüsü Ulla Jelpke Almanya’daki mültecilerin her gün tehdit altında olduğunu söyleyerek “Devletin görevi bu kişileri korumaktır” dedi.

IRKÇI PARTİ DOĞU ALMANYA’DA GÜÇLENİYOR

Almanya’nın Brandenburg ve Saksonya eyaletlerindeki seçimlerde AfD oylarını artırarak ikinci parti oldu. AfD Alman siyasetinde yeni bir parti olsa da fikirleri en az 500 yıllık. Milliyetçilik ve yabancı karşılığı ile İslam ve Yahudi karşıtlığı da bu partinin söylemlerin de öne çıkıyor. AfD’ye ek olarak Almanya’da açılan pek çok ırkçı dernek de bulunuyor. Bunların bir kısmı ise polis gözetiminde bulunuyor. Tüm bunlara ek olarak radikal örgütleri besleyen Selefi Vahhabi inancına sahip derneklerin sayısı da hızla artıyor.

DW Türkçe Yayınlar Sorumlusu Erkan Arıkan Saksonya ve Brandenburg’daki seçim sonuçlarına ilişkin; AfD yabancı düşmanlığını merkeze alan kampanya ile seçmenlerin oyunu aldı. Sandık sonuçları, Almanya’da radikal sağcılarla ittifak yapan bir partinin seçimleri kazanma şansının yüksek olduğunu da ortaya koydu. Mesele AfD’nin Doğu Almanya’daki insanları manipüle ederek politik iklimi zehirlemesi. AfD yabancı düşmanı sloganlarla, toplumda yükselen “gelecek endişesini” yoğun biçimde körüklüyor. Türkiye kökenli biri olarak sonuçlardan endişelenmeli miyim sorusunu kendime yönelttiğimde verdiğim yanıt hep aynı oluyor: “Evet!” Radikal sağ anlayış, Almanya’yı yeniden esir almamalı. Almanya’da birçok kişi aynı endişeyi taşıyor. Ama harekete geçmek için de zaman kaybetmemek gerekiyor.

Yararlanılan kaynaklar: Amerikanın Sesi, DW Türkçe, Ekvator Haber, TUİK, Sana,

# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P

© Copyright ekvatorhaber.com 2015