Ekvator Haber

‘Türkiye İran olmasın’ ama şunları da bilsin!

İran’ın kısıtlı olanakları ile ürettiği Baver-373, Rusya üretimi S-300 hava savunma sistemlerine ve ABD üretimi Patriot hava savunma sistemlerine rakip olarak üretildi. Baver-373, 300 kilometrelik menzile sahip. 100 farklı hedefi aynı anda tespit edebiliyor. 6 hedefi ise aynı anda hedef alabiliyor.

‘Türkiye İran olmasın’ ama şunları da bilsin!
Avatar
Ragıp Kamil İlbeyi( ilbeyi@ekvatorhaber.com )
Bağımsız gazeteci ve İslam teoloğu
3
23 Ağustos 2019 - 11:41

Türkiye İran olmasın… Yıllardan beri işittiğim klişe bir slogan. Acaba bunu ilk söyleyen kimdi?

İran, İslam devriminin ardından ABD tarafından ambargoya maruz kalan bir Ortadoğu ülkesi. İran Batı’nın kendisine uyguladığı ve neredeyse dünyanın yarısından fazlasının desteklediği ambargoya rağmen öz kaynakları ile direnmeye ve dünya üzerinde etki bırakmaya devam ediyor.

İran’ın kısıtlı olanakları ile ürettiği Baver-373, Rusya üretimi S-300 hava savunma sistemlerine ve ABD üretimi Patriot hava savunma sistemlerine rakip olarak üretildi. Baver-373, 300 kilometrelik menzile sahip. 100 farklı hedefi aynı anda tespit edebiliyor. 6 hedefi ise aynı anda hedef alabiliyor.

Bu İran’ın büyük bir başarı. Ama bu başarının arkasında ne var? Baver 373 üzerinden İran ve Türkiye’yi kıyasladığım bu yazım da şunu sorgulayacağız ‘acaba Türkiye İran mı olsaydı’ çok mu marjinal geldi? Yazımı sonuna kadar okuyun bana hak vereceksiniz.

Ragıp Kamil İlbeyi

İRAN’IN AMBARGOLAR TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ

1979 yılında İran’da İslam Devrimi gerçekleşti. Devrim, Batı ile İran’ın arasını açtı. İran direnmeye, Batı ise İran’ı ekonomik ve siyasal yalnızlığa iterek cezalandırmaya kararlıydı.

1980 yılında başlayan ambargolar bugün hala devam ediyor. İran, için ambargo ve devrim birbiriyle iç içe geçmiş kavramlar olsa bile İran ilk ambargosu ile 1951-1953 yılında tanıştı. Muhammed Musaddık İran petrolünün millileştirilmesini hedeflemiş ve İngilizlerin İran petrolü üzerindeki egemenliğini sonlandırmıştı. İran, kendi petrolünü kendisi satmak istemiş İngiltere ise İran’a ambargo uygulamış ardından Musaddık ABD destekli Ajax Operasyonu adı verilen askeri bir darbeyle devrilmiş, petrolün kontrolü yeniden İngilizlerin eline geçmiş ve ambargo fiilen kalkmıştı.

Bunun ardından İran’a uygulanan ilk ambargo 1980 yılında İranlı bazı üniversite öğrencilerinin Tahran’daki ABD Büyükelçiliğini işgal etmesi ve 66 diplomatı rehin almaları sonrasında uygulandı. İran’ın ödemesini gerçekleştirdiği 300 milyon dolar değerindeki askeri yedek parça anlaşması sonlandırılmış, ABD’li petrol şirketleri ülkeyi modern teçhizatları ile birlikte terk etmiş ve İran’ın ABD bankalarındaki 12 milyar doları bloke edilmiş ayrıca İran’a gıda ve ilaç dışı ihraç ürünleri durdurulmuş ve İran’dan ithalat yapmak da yasaklanmıştı. Bugün ABD hala İran halkının parasını gasp etmeye devam etmektedir.

İran petrolün denetimini ABD yada İngiltere’ye vermeyi reddedip ABD emperyalizminde de tüm dünya için bir tehdit ve İsrail siyonizminin en büyük destekçisi olarak nitelendirip Batı’ya cephe alınca ambargolar da bitmek bilmedi.

İran’a uygulanan uluslararası kimi zaman iyileştirilse yada bazı kalemlerde uygulanmasa bile ambargo devam ediyor. İran’a pek çok kimyasal madde, ilaç, silah, bazı gıda ve sanayi ürünlerinin girmesi ve bankalar arası işlemler ambargoya tabi tutuluyor. Hatta öyle ki ABD ve İran arasındaki gerilime taraf olmayan ülkeler bile bundan zarar görüyor ve İran ile ticaret yapmaları engelleniyor.

İRAN NÜKLEER BİR TEHDİT Mİ?

Batı, İran’ı nükleer bir tehdit olarak görüyor ve bunu sürekli dillendiriyor. Batı, İran’ı nükleer silah yada nükleer silahları geliştirmek ile suçluyor ve İran’ın nükleer çalışmalarını sadece enerji alanında gerçekleştirmesini talep ediyor.

Batı, İran’ı her ne kadar nükleer tehdit olarak yaftalıyor oysa gerçekler bambaşka.

Alman yönetimli Amerikan haber ajansı Business Insider’in yaptığı araştırmaya göre; dünya üzerinde 14.995 nükleer silah bulunuyor ve bunların hiç biri İran’a ait değil.

DÜNYADA 14.995 NÜKLEER SİLAH VAR

Dünyada 14.995 nükleer silah var ve bunun 13.900’ü Rusya ve Amerika’ya ait. ABD’nin 1945 yılında 6 Ağustos’ta Japonya’nın Hiroşima, 9 Ağustos da Nagazaki kentlerine atom bombası atmasının üzerinden ise 74 yıl geçti. ABD, Japonya’ya attığı 13 bin TNT (tri-nitro-toluen) kuvvetindeki uranyum katkılı bomba ile Hiroşima’nın yüzde 70’ini yok etti. İlk aşamada 80 bin ve 1945 sonuna dek ise 140 bin kişinin ölümüne yol açtı. Nagazaki’ye ise 22 bin TNT gücünde bir atom bombası atıldı, ilk aşamada 70 bine yakın kişi öldü ve Nagazaki’nin yarısı yok oldu ve ölümler, kusurlu doğumlar, tedavi edilmeyen hastalıklar ve kalıcı rahatsızlıklar hala devam ediyor. Ve aynı ABD, İran’ın dünya için nükleer bir tehdit oluşturduğunu iddia ediyor. ABD’yi bazı Batı ülkeleri ve İsrail destekliyor. Gülünç bir durum çünkü dünya için en büyük tehdit emperyalizmdir.

HANGİ ÜLKENİN KAÇ NÜKLEER SİLAHI VAR

Yeri gelmişken yazmakta yarar var ülkelere göre nükleer silah tablosu şöyle: 

Rusya: Dünyanın en güçlü bombası dahil 7000 nükleer bomba

Amerika: 6800 nükleer bomba

Fransa: 300 nükleer bomba

Çin: 270 nükleer bomba

İngiltere: 215 nükleer bomba

Pakistan: 140 nükleer bomba

Hindistan: 130 nükleer bomba

İsrail: 80 nükleer bomba

Kuzey Kore: 60 nükleer bomba olduğu düşünülüyor

YERLİ ÜRETİM NASIL OLMALI? İRAN TÜRKİYE YAKIN BİR ÖRNEK

İran’a uygulanan ambargolar ve etkileri üzerinde daha uzun konuşmak mümkün. Hatta bunun üzerine hacimli bir kitap dahi yazılabilir. Ama biz İran’ın yerli kaynakları ve milli emeği ile ürettiği Baver-373’e dönelim. Çünkü bu büyük bir başarı.

Bugün hala yerli araç ve yerli silah üretmek üzerine hararetli tartışmalar yapan ve bunu siyasi bir koz olarak kullanan Türkiye’yi yöneten AKP gerçeği ile karşı karşıyayız. Yerli silah üretimi teşvik edilirken Cumhuriyet’in silah fabrikalarının satılması ise hiçbir mantık sahibi tarafından kabul edilecek bir davranış değil. Elbette üretilen yerli silahlar bulunmaktadır. Bunları TRT ve havuz medyası haberlerinde görmek mümkündür. Ama asıl başarı yerli silahların tatbikatta kullanılması ve başarı kazanması, uluslararası silah fuarlarında görücüye çıkması, diğer ülkelere satılması yada ülkenin kışlalarındaki yerlerini alması ile olacaktır.

Ama yerli ve milli askeri sistemler, askerlik süresi kısaltıp askerliği döviz getirisi olan bir siste haline getirmek ile yapılamaz. Askeri okullar kapatılır ve müze olur, kışlalar kapatılır ve arazisi AKP’li müteahhit firmalara peşkeş çekilir, Türk ordusunun önemli işler başarmış deneyimli subayları ise ordudan ya tasfiye edilir yada Ergenekon ve 15 Temmuz ile terörist ilan edilirse yerli ve milli silahlar nasıl geliştirilecek ve nasıl kullanılacak? Orduyu uzman çavuşlar ve sözleşmeli er ve erbaş mı yönetecek?

Bir zamanlar Türk insanın en güvendiği kurum Türk Silahlı Kuvvetleriydi… Evet bu bir zamanlardı. 2002 öncesiydi…

İran yerli hava savunma sistemlerini üretirken; Türkiye, Patriot ve S-400 arasında iki arada bir derede kalıp S-400 satın alıyor. Eğer devlet yönetiminde saltanat bitip israf biterse Türkiye en iyi askeri sistemleri, uzay teknolojilerini hayata geçirecek kararlılık ve insan gücüne ayrıca zekaya sahiptir. Türkler az zamanda büyük işler başarmış insanlık medeniyeti kadar eski bir uygarlıktır. Günümüz modern devletleri birer oymak ve prenslikten ibaret olduğu günlerde Türk ulusu modern devletçilik ve ordu sistemlerini inşa ediyordu.

YERLİ UÇAK UÇACAK MI?

Türkiye’nin gündeminde bu günlerde yerli uçak üretimi konuşuluyor.

AKP’li Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Aquila Havacılık’ın Almanya’daki üretiminin bir kısmını Türkiye’ye taşıyacağız. Türkiye’de kendi markamızla uçak üretimi yapmış olacağız. Türk girişimcilerimizin dünyanın her yerinde yatırımlar yapması ve buradan elde ettikleri katma değeri Türkiye’de de uygulayarak üretebilmeleri sanayimiz açısından önemli” açıklamasında bulunmuştu.

Türkiye yolcu uçağı üretimi yapmak adına 2015 yılında girişimlere başladı. ABD merkezli Türk şirketi Sierra Nevada Corporation şirketi ile anlaşıldı. SNC ve o dönem ki Savunma Sanayii Müsteşarlığı (Savunma Sanayii Başkanlığı) bir protokol imzalayarak Türkiye’de üretim yapılacağını duyurmuştu. Şirket gelinen aşamayı bir basın duyurusu ile duyurdu. Bültende, “Federal Almanya Şansölyesi Angela Merkel bugün (21 Ağustos), Federal Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier ve Federal Ulaştırma ve Dijital Altyapı Bakanı Andreas Scheuer’in de katıldığı etkinlikte, Dornier 328 uçağını yeniden üretme projesine destek verdiklerini açıkladı. Projeyi hayata geçirmek için, yeni bir orjinal ekipman üreticisi (OEM), DRA GMbH (DRA), Leipzig Almanya‘da kuruldu” denildi.

Kısaca Türkiye’nin yerli uçağı Almanya destekleri ile yapılacak. Üretimin bir kısmı Türkiye’de gerçekleşecek. Bazı parçaların üretilmesi ve montajlarının Türkiye’de gerçekleşmesi ile sanayi hamlesinde yeni bir çığır açılmış olacak.

İşte bu Türkiye’nin yerli uçak üretme öyküsü diye sonlandırmayacağım çünkü; 2019 yılının yarısını tüketmiş olduğumuz şu günlerde bu gelişmeler yaşanırken 1930’lu yıllarda Türkiye, Kayseri Uçak Fabrikası’nı kurmuş fabrikada 200’e yakın uçak üretilmiş ve bunlardan biri de Mustafa Kemal Atatürk tarafından İran Şahı’na hediye edilmişti.

PATATES SOĞAN EKONOMİSİ

Türkiye ekonomisi dolar ve avronun Türk lirasını karşı 6 lirayı aşması ile zor günler yaşamış hatta halk bir süre patates soğan bile alamamıştı. AKP ise halka ucuz sebze satmak için tanzim satışlarını başlatmış, patates soğan üreticilerini ve hal esnafını birer organize suç örgütüne benzetmiş ve hallere polis ve zabıta baskınları gerçekleştirilmişti. Seçimlerden tanzim satış noktaları kapatıldı. Bu aslında bir seçim yatırımıydı.

TÜRKİYE’NİN MİLLİ ÇIKARLARI İÇİN BİR ARAYA GELMEK MÜMKÜN MÜ?

İran ise 40 yıldır ciddi bir ambargo yaşıyor. Ülkeye ilaç bile giremiyor. İşte böyle zor şartlar altında İranlılar direnmeye devam ediyor. Bu rejim ile ilgili değil bu toprağın insanlarından kaynaklı bir özellik. Bunu yerinde gözlemledim. İranlıları bir araya getirmek pek zor değil. Peki ya Türkiye halklarını Türkiye’nin milli çıkarları konusunda örgütlemek mümkün mü? 18 yılda Türkiye’nin milli birlik bilincine dinamit koyup temellerinden sarsan AKP iktidarı ile kamplaşan bir Türkiye gerçeğimiz var ve bu süreç Lübnan’ı İsrail işgaline götüren sürecin benzeri. Belki de aynısı… Demek ki ensesine yumruk yemeden akıllanmayacak!

İran’ın siyasi yönetimi konumuzun dışında. Buradaki meselemiz ambargo altında ezilen İran nasıl oluyor da 40 yıldır ayakta kalabiliyor? İran, yerli otomobil, yerli ilaç, yerli kozmetik, yerli tarım (ki genetiği değiştirmemiş ve İsrail hibrit tohumları değil) ve daha birçoğunu nasıl üretebiliyor?

TÜRKİYE’NİN ZOR AMA KARARLI GÜNLERİ AKP İÇİN BÜYÜK UTANÇ

AKP hükümeti, Türkiye’nin Kıbrıs’a çıkarma yaptığı dönemde ABD tarafından uygulanan ambargo nedeniyle zor günler yaşamasını cumhuriyetin hezimeti olarak anlattı yandaş kanallarında ve seçim meydanlarında. Türk askeri 1974 yılında Kıbrıs’ta kahramanlık destanları yazarken AKP ülkenin tüp, benzin, gaz kuyruklarına mahkum edildiğini anlattı ve o dönemi eleştirdi. Daha eskilerde ise 1939 ile 1945 yılları arasında 2. Dünya Savaşı yaşanmış, 50 milyon insan hayatını kaybetmişti. Her ne kadar 1945’de bitmiş olsa da savaşın etkileri bugün hala Doğu Avrupa’da hissedilmektedir. Türkiye yatıp kalkıp Cumhuriyet Halk Partisi’ne teşekkür etsin. Eğer Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na katılmış olsaydı Birinci Dünya Savaşı’nda başarısız olan düşman kuvvetleri daha kararlı bir şekilde saldıracak ve milyonlarca yurttaşımız ölmüş olacaktı? Balkanlardan, Kafkaslarda, Ortadoğu’dan Ege ve Akdeniz adalarından hatta Kuzey Afrika’dan bin bir zorlukla göç edip ana yurda gelen halkımız bu kez nerede göç edecekti?

Ve tek adam rejiminin gölgesi altında Türkiye CHP’ye çoklu partili sisteme geçişi sağlayıp demokrasinin çeşitlenmesini ve renklenmesini sağladığı için de teşekkür etmeli. Tabi şimdi her şey gri ama bir zamanlar rengarenkti…

İRAN, BAVER 373 İLE DÜNYAYA MESAJ VERİYOR

İran’ın ürettiği Baver-373’e geri dönelim;

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, milli savunma sanayii günü kutlamaları töreninde Baver 373 hakkında konuştu: “Baver-373 hava savunma sistemi, S-300 sistemlerinden daha güçlü olup S-400 sistemlerine yakın bir sistemdir.” dedi. Ruhani’nin döneminde üretilen sistem İran’ın tamamen yerli savunma füze sistemi özelliğini taşıyor. İran ordusu 770’i aşkın yerli üretim silah sistemlerine sahip.

İRAN’I GÜÇLENDİREN AMBARGO VE DARBEDEN MEDET UMAN ERDOĞAN

İran İslam Cumhuriyeti Savunma Bakanı Tuğgeneral Emir Hatemi yaptırımlar ve tehditlerin aslında İran’ın askeri bağımsızlığı için bir fırsat olduğuna değinerek: “Yaptırımlar, İran’ın tüm zor durumlarda iç yetenekleri ve kapasitelerine dayanmasına neden oldu.” dedi.

İşte benim de uzun uzadıya anlatmak istediğim budur. Yerli ve milli olmak budur. 40 yıldır Türkiye’de söylenmeye devam eden bir klişe var ‘Türkiye, İran olmayacak’… Türkiye’nin siyasi yönetimi zaten değişti ancak bu milli menfaatler için yapılmadı. AKP hükümeti zaten İran’ın pek çok sistemini taklit ediyor. AKP iktidarının ve Erdoğan hanedanının saltanatını müdafaa etmek ve devamlılığını sağlamak için.

BAVER 373 HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİNİN ÖZELLİKLERİ

Baver Farsça bir isim ve inanmak, sağlam, pek doğru anlamlarına geliyor. Bir gazeteci arkadaşım bana ‘Baver inanmak demek, inanan yapar’ diyor. Evet haklı inanan yapar.

Yüksek irtifa ve uzun menzilli Baver-373 savunma sistemi 300 kilometre menzilli ve taşınabilir füze sistemi. Baver, İran’ın en önemli füze sistemi ve programı. 100 hedefi aynı anda algılayabiliyor. 6 hedefi ise aynı zamanda hedef alabiliyor. Baver-373 füze savunma sistemleri bu özellikleri ile S-400 gibi dünyanın sayılı füze sistemleri arasında yer alıyor. 

S-400’ÜN TEKNİK ÖZELLİKLERİ

S-400, savaş uçakları, orta menzilli balistik füzeler, hipersonik hedefler ve diğer gelişmiş hava saldırısı araçlarını imha etmek üzere tasarlandı.

S-400, çok uzun menzilli 40N6 model füzeyle 400 kilometre, uzun menzilli 48N6 model füzeyle 250 kilometre, orta menzilli 9M96E2 model füzeyle 120 kilometre ve kısa menzilli 9M96E model füzeyle de 40 kilometredeki hedefleri vurabiliyor.

PATRİOT’UN TEKNİK ÖZELLİKLERİ

Patriot füzeleri ilk kez 1991’deki Körfez Savaşı’nda Suudi Arabistan ve İsrail’i korumak için kullanıldı. 2003 yılında ABD öncülüğünde Irak’a yapılan operasyonda da yine Patriot füzelerine başvuruldu.

Patriotların menzili yaklaşık 160 km. Patriot füzesavar sistemi uçakları, taktik balistik füzeleri, cruise füzelerini ve insansız uçakları vuracak şekilde tasarlandı. Patriot’larda ayrı ayrı ateşlenebilen füze bataryaları bulunuyor. Bilgisayar sistemine bağlı bir radarla hedefini izliyor. Bilgisayardan hedef seçebilen askeri personelin ateşleme mevziine yakın olması gerekmiyor.

Baver-373 bu özelliği ile Amerikan Patriot’tan daha iyi bir sisteme benziyor.

İran, Amerika’nın Global Hawk adlı gelişmiş casusluk İHA’sını, Baver-373 hava savunma sistemlerini kullanarak düşürmüştü.

MUAVİYE’NİN SALTANATINI DEĞİL ALİ’NİN ADALETİNİ İSTİYORUM!

Şu yazımda milli bir kalkınma ve beraberlik ile yerli ve milli görünümlü ihaneti konu almakta olduğum aşikârdır. İran bizler için çok uzak olmayan bir örnektir. ‘Haydi İran olalım’ demiyorum. Sadece ülkesi için çalışan, bölge barışını sağlayacak, ülkemizi ABD ve NATO işgalinden kurtaracak, boş AB hayalleri satmayacak, ülkemizin yerli sermayesini ve birikimli uzman insanları ile başarılı öğrencilerini yurt dışına kaçırmayacak, halkına zulüm etmeyecek, israf ve saltanat düzenini, bitirecek, halk ve devlet için çalışacak bir irade istiyorum.

Ragıp Kamil İlbeyi – ekvatorhaber.com

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin