erkinses reklam
erkinses reklam

Ekvator Haber

Somalı 301 şehit madenci ailesinin acısı hala taze

Somalı 301 şehit maden emekçilerini, patron-devlet baskısı ve iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçileri saygı ve rahmetle anıyoruz.

Somalı 301 şehit madenci ailesinin acısı hala taze
2.323
12 Mayıs 2020 - 14:52

Somalı 301 şehit madenci ailesinin acısı hala taze… Aradan yıllarda geçse bu acı hiç dinmeyecek gibi. Belki maden kazası bir şekilde kabul edilebilirdi ancak AKP’nin sorumsuzluk ve açgözlülükleri nedeniyle 301 Somalı ve binlerce emekçinin ölümüne, çocuklarının yetim eşlerinin dul kalmasına neden olan eli kanlı patronları kurtarmak için hukuk ve adaleti katletmesi nedeniyle acılar daima taze. Soma’da şehit ailelerine ilk devlet tekmesi Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel tarafından vurulmuştu. Aynı gün içinde ve daha sonra güvenlik güçleri dövdü madencilerin ailelerini. Mahkemelere giden aileleri copladı biber gazına karıştı acılı yüreklerin gözyaşı… Biz Ekvator Haber olarak soruyoruz şu ağzınızdan düşürmediğiniz Allah’tan hiç mi korkuyorsunuz, insanlardan utanmıyor musunuz, yahu yüreğiniz hiç sızlamıyor mu sizin?…


13 Mayıs 2014

Hayatımızın en karanlık, en acı günüydü 14 Mayıs 2014. Kimimiz evladını, kimimiz kardeşini, kimimiz eşini, kimimiz babasını yolladı o sabah madene işlerinin hayırlı olmasını dileyerek. “Akşam ne yemek istersin” diye sordu anneler, eşler. Nereden bilsinler günün ilerleyen saatlerinde neler olacağını. Kaza olduğu haberlerini kabul etmiyor, inanmak istemiyor insan yüreği. Elimiz göğsümüzün üzerinde bir yumruk, boğazlarımız düğümlü, nefes almak zulmüyle koştuk madene. Yeraltından çıkan her yüzde arıyoruz evladımızı, kardeşimizi, eşimizi, babamızı. Canlı çıkana seviniyor, canlı olduğunu bilemediğiz yüze kahroluyoruz.

Zaman geçiyor, yolumuz  madenden ayrılıyor. Soğuk hava deposunda beden arama yoluna doğru ilerliyoruz. O gün o soğuk hava deposu ne çığlıkları hapsetti duvarlarına. Ne gözyaşlarını sakladı bahçesine. Evladınızın canını aramaktan vazgeçip, bedenini aramanın nasıl bir karar olabileceğini anlatamayız. “Keşke ben orada olsaydım, keşke işe yollamasaydım, keşke, keşke…” keşkelerle dolu bir yolculuk bu.

Onlarca bedenin içinden buluyoruz evlatlarımızı. Ufacık bir ipucundan tanıyoruz onları. Vedalaşamadan, sarılamadan, “bizi affet” diyemeden, kokusunu bir kez bile alamadan toprağa uğurlama yolculuğuna çıkarıyoruz. Gülüşlerinin, sıcaklıklarının, seslerinin, ellerinin bir daha olmayacağını bilerek veriyoruz toprağa. Onlara dair yalnızca toprakları kalıyor elimizde. O toprağa bile nasıl dokunacağımızı bilemiyoruz, incitmekten korkarak. Küçüklüklerinde düştüğünde kanayan dizlerini öpen bizler, topraklarını öpüyoruz o gün o gün.

Günler geçiyor, adaleti arar, saklandığı yerden çıkarırız diyoruz. Avukatlarımız ve sivil toplum kuruluşlarıyla düşüyoruz adaletin peşine. Mahkeme salonlarını arşınladıkça acımız hafifler sanıyoruz ama öyle olmuyor ne yazık ki.

Hem madende hem de adaletsiz hukukları ile iki sefer katlettiler madencileri

Biz evlatlarımızın toprağına dokunmaya korkarken en onurlu kıyafet olan cübbeyi çıkarıyor sanki hakimler de giyiyorlar üzerine celladın cübbesini.  Maden de katlettikleri yetmiyor evlatlarımızı, bu defa hukuk katlediyorlar onları. Tabii bizleri de. Adalet haberini bekleyen toplumu katlediyorlar. Avukatlarımızı katlediyorlar. En önemlisi de hukuku katlediyorlar. Evlatlarımızın hayatını 6 günle sınırlıyorlar. 301 evladın, 301 canın yaşamının bedelini 6 günle biçiyorlar.

Evlatlarımızın son sözlerinin bile ne olduğunu bilemedik biz. Çocukken ateşlendiklerinde 6 gün gözlerimizi kırpmadık. Okula başlayacakları zaman heyecandan 6 gün uyuyamadık. Şimdiyse, evlatlarımızın elimizden alınmasına sebep olanlara 6 gün biçti adalet diye güvendiğimiz.

Biliyor musunuz tam altı yıl geçti 2014’ün üzerinden. Biz hala ilk günkü gibiyiz, acımız hala ilk günkü gibi taze.

Şehit madencilerin ailelerine devlet tekmesi ve yumrukları

Biz Adalet ararken tekmelediniz bizleri. Sonra kendinize seçim yatırımı yapmak için bir özür dilettirdiniz. Kuru bir özür müydü o tekmenin acısını bizim yüreğimizden sökecek olan? O tekmeyi her gün attınız yüreklerimize her gün… Mahkeme salonlarında verdiğiniz kararlarla tekmelediniz. HSK önüne evlatlarımızın toprağını götürürken bizlere biber gazı sıkarak tekmelediniz. Avukatlarımıza şiddet gösterilmesine göz yumarak tekmelediniz. Avukatlarımızı tutuklatarak tekmelediniz. Dava karar aşamasına gelmişken, hakimi değiştirerek tekmelediniz. En önemlisi de bizden öte kendinizi tekmelediniz. Onurunuzu tekmelediniz. Kamu vicdanını böylesine sarsan bir olayda onurunuzu bıraktınız o mahkeme koridorlarında. Adaleti ve bizleri katlettiğiniz yetmezmiş gibi kendi onurunuzu da katlettiniz. Aslolan yaşamaktan ziyade onurlu yaşamaktı oysa, unuttunuz.

İnfaz yasasıyla kurtarılan eli kanlı patronlar

Keşke bu kadarla sınırlı kalsaydı her şey ama tekmelemeye ve katletmeye doymayan siz “infaz yasası” adı altında 6 gün biçtiğiniz cezayı bile çok görüp bu kararı da bozdunuz. Çıkardınız evlatlarımızın katillerini…

Şimdi soruyoruz size, dilediğiniz hangi özür söndürür içimizdeki ateşi?

Hangi örtü örter yüzünüze nakşolacak olan utancı?

Sahi hiç utandınız mı siz?

Hiç acımızı hissettiniz mi?

Yüreğiniz hiç sızlamaz mı?

Hiç kendi evlatlarınızın yüzüne bakarken içiniz cız etti mi?

Babasına sarılabilen torunlarınızı görünce bir yerlerde babasına sarılamayan çocuklar olduğunu bildiniz mi?

Babasını yalnızca fotoğraflardan tanıyan, “babamı özledim” diye mezarına koşmak isteyen çocukların var olduğunu bildiniz mi?

Yüzünüzü güldüren babalar gününün kimi çocuğa zehir günü olduğunu bildiniz mi?

Anneler gününde evladının kapısını çalması gerekirken evlatlarının mezarına kendi ayaklarıyla giden evlatsız kalan anaları bildiniz mi?

Sahi size hiç adalet lazım oldu mu?

Biz yitirdik evlatlarımızı, kardeşlerimizi, eşlerimizi, babalarımızı ancak mücadelemiz yeni Soma’lar yaşanmasın diyedir.

Soma’dan sonra yüzlerce işçi kaybettik. Hepsinin ailelerinin yanındaydık. Acılarımız ortak, söylemlerimiz ortaktı. “Bir evladı daha kaybetmeyelim”. Biz yaşatmak ve onları korumak için yola çıktıkça başka haberlerle yıkıldık. Sonuç ne olursa olsun biz evlatlarımız için mücadelemizi sürdüreceğiz. Onurumuzu yaşatmaya devam edeceğiz. Adaleti bu ülkede herkes için aramaya devam edeceğiz.

SOMA 301 MADENCİLER SOSYAL YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

İsmail Çolak

Soma ve Ermenek maden işçileri direndiler-kazandılar

© ekvatorhaber.com Lütfen haber ve içerikleri kaynak belirterek kullanınız ve bağlantı linki veriniz.