Ekvator Haber

Ne askeri ne sivil darbe, demokratik, tam bağımsız Türkiye

Ne askeri ne sivil darbe, demokratik, tam bağımsız Türkiye
1
16 Temmuz 2019 - 15:13

Dün 15 Temmuz idi. Yani Türkiye’de AKP’nin beyin takımı, MİT, içişleri bakanlığı ve Perinçekçilerin ortaklaşa hazırladığı iktidarlarını sağlamlaştırma, muhalefeti sindirme ve tek adam rejimini hayata geçirme tiyatrosunun yıl dönümü.

Evet daha önceleri de görmüştük bu tür oyunları. 12 Eylül darbesini yapıp 24 Ocak kararlarını hayata geçirebilmek için MİT-Kontrgerilla – MHP-tarikat-cemaat el birliği ile darbe zeminini olgunlaştırmak için günlük 25-30 kişinin ölmesini sağladılar. Ardından da darbe can simidi gibi yetişmiş oldu.

Yine, Turgut Özal, 1987’de yapılan referandumu kaybetmesi ve arkasından da rakiplerini gafil avladığı erken seçimde oy kaybı ve dolayısıyla parti içindeki prestij kaybını engellemek nedeniyle kendisine yaptırdığı 1988 hazirandaki suikast girişimi. Ardından Cumhurbaşkanı olması.

NE KADAR İLGİNÇ BİR DARBE BU…

Peki 15 Temmuz’a nasıl gelindi? Darbeyi MİT nasıl göremedi?

Dünya lideri darbeyi neden eniştesinden öğrendi? MİT bir enişte kadar edemedi mi?

Eee bu şekilde bir darbe olur muydu ve darbeyi yapanlar darbede kimi hedef alıp, tutuklamış veya baskı altına almışlardı?

Osmanlı’dan beri tarihi darbelerle dolu Türkiye bu şekilde bir darbecilik oyununa inanmış mıydı?

Bu soruların yanı sıra darbe tiyatrosunun sonunda neler yaşandı? FETÖ/PDY bu darbeyi yapmaya çalıştı ise bunların siyasi ayağı nerede?

Mesela kim devlet başkanı olacak ve hükümeti kimlerden oluşturacaktı?

Neden 15 Temmuz Darbesinin Siyasi Ayağının araştırılması önergesi AKP-MHP oylarıyla reddedildi?

DARBELER NE ZAMANDAN BERİ ALLAH’IN BİR LÜTFU SAYILIYOR?

Tayyip Erdoğan’ın kendi ağzından itirafı ile “bu darbe girişimi Allah’ın bir lütfuydu” peki kim için ve nasıl bir lütuftu?

Tek adam iktidarını kurmak için yanıp tutuşan Bay Tayyip 20 Temmuz’da OHAL ilan ederek darbecilerle hesaplaşacağım diyerek Zekeriya Öz, Adil Öksüz ve diğer tüm üst düzey FETÖ’cünün yurt dışına çıkmasını sağladıktan sonra sempatizan düzeyindeki FETÖ’cüleri ve bunların arasında kendisine rakip gördüğü sol-sosyalist ve Alevileri, muhalif Kürtlerin olduğu aydın kesimi de devletten uzaklaştırıp, hukuksuzca haklarını ihlal etti. Muhalif basını ve dernekleri kapattı. Deyim yerindeyse kendisine muhalifsiz bir medya ve devlet teşkilatı oluşturarak dikensiz gül bahçesi yarattı.

Hemen ardından da MHP’nin başını çektiği ihanet ekibiyle el ele vererek diktatörlük referandumu yaptı. Referandumu kaybedeceğini anladığı ve doğudaki sandıkların açılmasının hemen ardından YSK eliyle kanuna aykırı bir şekilde mühürsüz (sahte) oyları geçerli saydırarak kıl payı referandumu kazandı.

Darbe tiyatrosu sonucunda AKP ve Bay Tayyip çok büyük bir hukuksuz kazanç elde etti. Tabi sözde milliyetçi, MİT ajanı olduğu kendi başbuğunca söylenmiş dönüş hızına yetişilemeyen Devlet Bahçeli ve kuyruğunda dolaşanların payı bunda çok büyük.

ALLAH AFFETSİN KANDIRILDIK!

El birliği ile ABD-AB ve emperyalizme uşaklığı şüphe götürmeyen ve çapsız sokak kabadayısından öte bir şey olmayan bir kukla düzen kuruldu.

15 Temmuz oyununa inanıp AKP-MHP ve özellikle Bay Tayyip’in arkasında saf tutanlar da bir gün, ”Allah affetsin kandırıldık” diyecekler ama o gün ülke için çok geç kalınmış olacak.

Zaten kurulan yeni Erdoğan Hanedanı eksenli düzenin yürümediği, ekonominin dibe vurduğu, devlet kurumlarının beceriksiz ve yandaşların yerleştiği kadrolarının ve özellikle adalet teşkilatı ile ordunun darmadağın olduğu artık gizlenemez bir gerçek.

FETÖ’nün siyasi ayağı açığa çıkmadığı için yeni siyasal İslamcı Müslüman gibi görünen münafık, Amerikan ajanı cemaatler ve devlette tarikat yuvalanmaları devam edecektir ki ediyor da. (Süleymancılar, Menzilciler, İsmailağacılar, Nakşibendiler, Kadiriler gibi).

Mal bulmuş mağribi gibi devlet kadroları işgal edildi. Sonuç; açlık, işsizlik, hukuksuzluk, yolsuzluk ve dibe vurmuş prestij.

Eğer memleketini sevenler, kişilerin değil, olguların etrafında kenetlenirlerse ve 15 Temmuz senaryosunu neden/sonuç içinde değerlendirirlerse gerçeği görürler ve ülkenin nasıl bir aile-parti devletine dönüştüğünü idrak ederler ve ilahi mevlitlerle uyutuldukları uykularından uyanırlar.

O zaman şu sloganı mutlaka hayata geçirmeliyiz; Ne askeri ne sivil darbe, demokratik, tam bağımsız Türkiye!

Ali Karadayı