erkinses reklam
erkinses reklam

Ekvator Haber

Kuran’da emek ve İslam’da işçi hakları

Kuran’da emek ve İslam’da işçi hakları
Ragıp Kamil İlbeyi( ilbeyi@ekvatorhaber.com )
Ragıp Kamil İlbeyi çeşitli haber sitelerinde yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. Kanal 12 Televizyonu için çeşitli televizyon programları hazırlamış ve sunmuştur. İlbeyi, bağımsız gazeteci ve teolog olarak görev yapmaya devam etmektedir.
105
17 Haziran 2019 - 21:52

İslamiyet, emek ve emekçiye değer veren, din ve emek sömürüsünü engellemek, ahlaklı ve barış içinde, tevhidi egemen kılmak ve insanları kurtuluşa erdirmek için gelmiş olan olgun, mükemmel bir dindir.

Ancak ne yazık ki söylediklerine amel etmeyen, Müslümanların geneli itibariyle; iktidarın yanında, halk ve mazlumun karşısında olan din adamları, halkın, kapitalist sermaye ve siyasetçiler eliyle sömürülmesine zemin hazırlamış veya ortak olmuşlardır.

Ragıp Kamil İlbeyi

Unutulmamalıdır ki, ilim öğrenmek kadın erkek herkese farzdır. Bu nedenle insanlar kendilerini kullandırmamalı, dinlerini kaynaklarından okumalı, diğer ilimlere vakıf olmalı, bilgilerini arttırmalı, yaptıkları işte uzmanlaşmalıdırlar.

İslam dinde; ruhban sınıfına da, israf düşkünü siyasetçi ve yöneticilere de, dünya çıkarları için susup tağutla ortaklık yapan veya zalimin şemsiyesi altında gölgelenen, nemalanan din adamlarına da, gelenekler ve ana baba soy etkisiyle Müslüman olup, Allah’ın emirlerini, rasulunun metot ve yaşantısını bilmeyen ve bunlara aykırı yaşayıp, kılıp kıyafeti ve Ramazan ayında dinlediği hurafeler ile Müslüman olduğunu sananlara da yer yoktur.

Kuran’da emek ve İslam’da işçi hakları – Ragıp Kamil İlbeyi

EMEKÇİNİN KORUNMASI VE YAŞAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ LÜTUF DEĞİL HAKTIR

Emek, emekçinin korunması, çalışanın hakkının verilmesi, sosyal yaşamının kaliteli bir duruma getirilmesi, ailesi ile mutlu ve huzurlu yaşaması, çocuklarına iyi bir eğitim vermesi, çeşitli etkinliklerden ve tatil hakkından yararlanması işçiye bir lütuf değil zaten verilmesi gereken bir haktır.

İşçi kanununda ve işverenin karakterinde yer alması gereken kanunların Allah’ın kitabında da sıra sıra yazmasına gerek yoktur. Çünkü Allah, ahlaklı, adaletli, hoşgörülü, sevecen, saygılı, iyi niyetli olmayı bizlere emreder. İyiliği engelleyip, yetimi ezenlerin namaz kılıp ibadet yapsa dahi İslam’ı anlamamış birer yalancı / gerçeğin üzerini örten münafık-kafir / İslam’ı yalanlayan insanlar olduğunu söylemektedir. Allah onlar için dini yalanlayan ifadesi kullandığına göre bunlar ancak Müslüman gibi görünen münafıklar, müşrikler-kafirler olabilirler. Bakınız: Kuran Maun Suresi.

Tüm noksanlıklardan münezzeh olan Allah gönderdiği son iki elçide bunlara defalarca vurgu yapmıştır. Böylelikle Allah çalışanın karşılığının eksiksiz verilmesi gerektiğini iman edenlere açıklamıştır.

İki elçiden maksadım Allah’ın Kitabı ve Allah’ın insanlardan seçtiği kendisinde güzel örnekler barındıran elçisi Muhammed’dir. Hem Kuran hem Muhammed Resulullah insanı olgunlaştırıp meleklerden yüce bir aşamaya ulaştıracak olan erdemleri net kavramlar ve ibretli öğütlerle açıklamıştır.

Kuran’ın mesajı hem son elçide hem ondan önce gelen elçilerin yaşamında hayat bulmuştur. Muhammed peygamberin sünnetine uymak demek, onun yaşadığı coğrafya ve zamana uygun olarak giyinmek değil, onun doğduğu günden öldüğü güne değin terk etmediği ahlak, iyi huyluluk ne nice erdemi örnek almaktır.

Misvak, sarık, sakal, çarşaf, ne anlama geldiğini dahi bilmeden kullanılan İnşallah, Subhanallah, Maşallah gibi kelimeler bizlerin Müslüman olduğu anlamına gelmez. Müslüman olmak demek; nebevî ahlak ile ahlaklanmak, iyi ve kötü günde erdemlerden ve doğrulardan taviz vermeden tevhidî bir yaşam ile yaşamak, gizli ve açık günah işlememek, riyadan ve şirkten uzak durmaktır.

Kuran’da insanlara, adalet, hak, iyilik, sevgi, saygı, paylaşım, uzlaşı, barış, mutluluk, kardeşlik, akıl, düşünce, fikir üretmek, ibret almak, sorgulamak ve araştırmak, gelenekleri körü körüne takip etmemek, akıl ile sorgulamak, seçici olmak, israf ve gösterişten kaçınmak, egoist olmamak, doğaya ve canlılara sahip çıkmak, doğanın gerçek sahibinin kim olduğunu bilip korumak ve daha nice erdemli özellik ve iş anlatılmaktadır.

Tüm bunlar için uzun uzun yazılar yazmak ve sohbetler etmek mümkündür.

KURAN’DA EMEK VE İSLAM’DA İŞÇİ HAKLARI

Bu yazı da adalet, ölçülü olmak emek ve emekçiler hakkında yazmak ancak bir mukaddime ile yetinmek istiyorum. Bu konuları sizlerin de okuyup araştırması daha iyi olacaktır. Çünkü hazıra konulan ve ezberlenen bir ilim asla uygulamaya dönüşemeyecektir.

Kendisine sevgiyi ve merhameti ilke edinen tüm noksanlıklardan münezzeh olan Allah’ın adı ile…

Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir, kendilerine haksızlık yapılmaz.” (Ahkâf: 46/19)

Ahkaf Suresi 19’uncu ayete göre; bir kimsenin yapmış olduğu iş sonucu, kişiye haksızlık yapılmadan karşılığının verilmesi gerekir. Verilecek olan karşılık işveren ve işçi arasında karşılıklı bir anlaşma ile belirlenir. Ancak işveren, işçinin zor günlerinden veya mali durumunun bozukluğundan yararlanmak için, işçinin zaten bu işe muhtaç olduğu düşüncesine kapılarak hakkı olan ücretten daha azını teklif etmesi İslam ahlakı ile bağdaşmayan onursuz bir harekettir. Bu nedenle çağın finansal gerçekleri gözününe alınıp insanca yaşamı garanti altına alan bir ücret verilmeli ve sosyal hakların garantisi sağlanmalıdır.

İnsanlar köle veya robot değildir. İşverenler için çalıştıkları kadar, kendilerine ve ailelerine de vakit ayırmaya, sağlıklı gıdalar ile beslenip, mutlu ve huzurlu olmaya doğuştan hakları vardır.

Kapitalist sistem bizleri modern kölelere çevirmekte, kazandığımız ücretler borçlara, kira ve faturalara zar zor yetmekte, insanlar geçinmek için; en temel ihtiyaçlarından kısmaktadır. Bu da gösteriyor ki kölelik kalkmamış sadece sömürü sisteminin adını değişmiştir. Köle azat etmek ile ilgili onlarca ayet vardır.

”Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, kalpleri İslâm’a ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Tevbe Suresi 60

Yukarıdaki ayete göre, köleler kurtarılmalı, borçlu olanlara yardım edilip borçları ödenmelidir. Bu, imkanı olan Müslümanların üzerine Allah tarafından yazılmış bir farzdır. O halde hangi Müslüman işveren işçisini köle gibi çalıştırabilir ve onun borç içinde yaşamasına neden olabilir. Hayır bunu yapamaz eğer gerçekten iman etmiş ise…

Yüce Rabbimiz bizlere; ”…erkek olsun, kadın olsun iş yapanın işini boşa çıkarmam.” (Âl-i İmrân: 3/195) dediği halde bir Müslüman nasıl olabilir de, işçinin maaşını haklı sebepler olmadığı sürece zamanında ödemez, sigortasını eksik yatırır ve işçi ve ailesinin geleceğinden çalabilir?

”İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez” (Necm, 53/39)

O halde hangi hakla, hangi patron emeğin karşılığını hakkıyla ödemez?

“İnanıp iyi işler yapanlara, Allah, ücretlerini tam olarak verecektir” (Âl-i İmrân, 3/57)

Allah insanlara yaptıkları işlerin karşılığını eksiksiz olarak vereceğini ifade etmektedir. Bu sevap ve günah olarak açıklansa da neticede insan yaptığının karşılığını alır. O halde Allah’a iman ettiklerini iddia edenler işçinin hakkını neden tam ödemez?

Kuran ayetleri hakkında düşünmez, bu ayetleri sevap almak maksadı ile anlamadan ve yaşamaya uygulayamadan okursak, bağışlayın ama sırtımıza semer vuran çok olur.

Ve bizler kendimize Müslüman dediğimiz halde, Kuran’a ve ondan önce inen kitaplara iman ettiğimizi iddia ettiğimiz halde, kaçımız Kuran’ın öğütlerini dinliyor, Allah’ın emirlerine uyuyoruz?

MUHAMMED RESULULLAH’IN SÖZ VE YAŞAMINDA EMEK VE EMEKÇİ

Muhammed peygamber çalışmaya çocukken başladı. Çobanlık yaptı ve ticaret ile uğraştı. Sosyal sorumluluk projelerine katıldı. Yoksullara ve ihtiyarlara yardım etti. İmar ve restorasyon çalışmalarında görev aldı. Allah’ın mesajını iletmekle görevli bir elçi oldu. Öğretmenlik yaptı. Doğru yola kılavuzlayan bir rehber oldu. Asker oldu, ordu kurdu, komutan oldu, devlet oldu, sosyal adalet sistemi, vakıf, eğitim, yardımlaşma alanlarında çağının öncüsü oldu. O büyük bir devrim yapan kutlu bir devrimciydi.

Allah’ın elçisi şu sözleri ile, emek ve emekçinin alın terinin kutsallığına inandığını belirtmiş, kendisine inanan, getirdiği dine iman edenlere de emeği ve emekçinin hakkını korumayı öğütlemiştir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ”Ücretliye işçiye hakkını teri kurumadan önce verin!” İbni Mace 2/817, Albânî Sahihu’l-Cami 1493

Sizden birinin din kardeşi onun işinde, emrinde çalışırsa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin, ona gücünün üstünde yük yüklemesin. Buhari, Ücret 10

Çalıştırdığınız kimselere memur, işçi veya hizmetçilerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin. Müslim, Zühd 74

Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz Tirmizî, Kıyamet 25

© ekvatorhaber.com Lütfen haber ve içerikleri kaynak belirterek kullanınız ve bağlantı linki veriniz.