erkinses reklam
erkinses reklam

Ekvator Haber

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri

Kölelikten kurtuluş için birlikte mücadele etmeliyiz

Kölelikten kurtuluş için birlikte mücadele etmeliyiz
Ragıp Kamil İlbeyi
Ragıp Kamil İlbeyi( ilbeyi@ekvatorhaber.com )
Ragıp Kamil İlbeyi çeşitli haber sitelerinde yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. Kanal 12 Televizyonu için çeşitli televizyon programları hazırlamış ve sunmuştur. İlbeyi, bağımsız gazeteci ve teolog olarak görev yapmaya devam etmektedir.
118
04 Ekim 2019 - 12:42

İslam’da tarikat peygamberin vefatından yüzyıllar sonra ortaya çıktı. Hindistan’dan gelen tasavvuf, Zerdüşt, pagan ve Yahudi inançlarını da harmanlayarak kendisine Anadolu, Hicaz, Mezopotamya ve Afrika’da yer edindi.

Ragıp Kamil İlbeyi

Özellikle tarikatlar Osmanlı himayesinde gelişti ve dünyaya yayıldı. Günümüzde her din içinde çeşitli tarikatlara rastlanmaktadır.

İslam dini ve peygamberlerin yaşam ve tebliğleri ile asla benzeşmeyen tarikat inanç ve ritüelleri genellikle; Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Afganistan, Türkiye, Irak, Nijerya, İran, Sudan gibi ülkelerde daha sık görülür.

Türkiye’de tarikat ve cemaatler ülke yönetiminde söz sahibidir. İktidar olmak isteyen, özellikle din ve vicdan sömürüsü yapan merkez sağ, ılımlı İslam, demokrat görünümlü dinci partiler vb. tarikat ve cemaatlerin desteklerini arkalarına almak ister. Tarikatlardan oy isteyen partiler bu destek karşısında devlet kademelerine tarikat cemaat mensuplarını yerleştirir yada onlara pek çok imtiyazlar ve hazineden maddi destekler sağlar.

İktidar partisi Sünni tarikat ve pek çok cemaatten destek almakla birlikte Türkiye’deki Şiilerin bir kısmını temsil eden Halkalı cemaatinin de desteğini almış, Halkalı grubu da iktidar partisinde bir vekile sahip olmuştur. Sağlık bakanlığında Menzil tarikatının etkileri bilinmekle birlikte neredeyse tüm devlet kadroları çeşitli tarikat, cemaat yada dinci grupların etkisi altındadır.

İnsanların dikkat etmesi ve ibret alması gereken en önemli konu birbirine zıt tarikat ve cemaatlerin dünya saltanatı, nüfus ve rant uğruna kendi düşüncelerine ve yaşamlarına aykırı gördükleri bir siyasi parti içinde yer almalarıdır.

Tarikatlar Osmanlı Devleti zamanında devlet tarafından kullanılıyor; hangi tarikatın nerede ve nasıl nüfus sahibi olacağına, hangi tarikatın genişleyip hangisinin yok olacağına devlet karar veriyordu. Günümüzde ise devleti tarikatlar yönlendiriyor. Sonuçları ise halka fatura ediliyor.

Eğer siyasi otoriteye hâlâ egemenseniz “aldatıldık” deyip işin içinden sıyrılırsınız. Yok arkanız sağlam değil; Ankara’da bir dayınız bankada yüklü bir hesabınız yoksa melekler bile şahit olsa aldatıldığınıza kurtulamazsınız iktidarın zindanlarından. Çünkü ortada açıkça bir suç vardır ve bu suçun faili her zaman kimsesiz halktır.

70’lerden beri bunun en iyi tanıklarıyız. Halk bir oy deposudur. Popülist söylemlerle kaldırılmaya uygundur. Ezbere dayalı, sınav geçmeye odaklı eğitim sistemi egemenler için uygun oy ve sömürülecek emek ve vicdan potansiyelini yaratayacaktır. Egemen güçler ve sermaye sınıfının nazarında halk “kullan at mendil” gibidir. Bir suçlu aranıyorsa bu her zaman halk olacaktır. Halk mağdur olacak, halkın çocukları şehit olacaktır. Çünkü kabahatin en büyüğü yine halkındır; liyakatsiz dünyaperest insanlara hizmet etmiş ve onları iktidar yapmıştır. Sofranın çevresinde uçuşan serçe, sandalyeye sürtünen kedi gibidir artık. Egemenler ağızlarını şapırdatarak iştahla sofrayı silip süpürürken o dökülen kırıntılara kanaat etmiştir.

Halk böyle olmaya devam ettiği sürece bir gün bir kucakta başı okşanır sevilir, ertesi gün kuyruğuna teneke bağlanır sokak sokak gezdirilir.

İnsanlar izzet ve şereflerinden taviz vermeden erdemlice yaşamak istiyorsa; insan olmaktan doğan haklarını korumalı, emek verip emeğinin karşılığını almalı, dinî millî maddî sömürülere karşı çıkıp dik durmalı, kaliteli eğitim, kaliteli sağlık, çağdaş sosyal yaşam ve emeklilik haklarından asla taviz vermemeli, patronlar kendilerini nasıl at gibi koşturup eşek gibi çalışıyorsa o da parlamentoyu yüksek hayat standartlarını yakalamak, müreffeh halk – uygar devlet modeline ulaşmak için öylece çalıştırılmalıdır.

Ağlamayan bebeğe süt vermezler diyen halk sümsük sümsük yaşadığı sürece ensesine vurup ekmeğini alan çok olur.

Bu nedenle devlet asla tarikat ve cemaatlere teslim edilemez. Devlet ve geleceğimiz olan çocuklarımız hurafe, bid’at ve cehaletten korunmalı, aydın ve çağdaş nesiller inşa edilmelidir. Ancak bunları hiçbir erk gerçekleştiremez devlet gerçekten halk tarafından yönetilmediği sürece.

Ancak bu bile başlı başına yeterli değildir. Pek çok halk devrimi aradan fazla bir süre geçmeden otokrat sistemlere dönüşmüştür. Kontrolsüz güç, sonradan gelen kolay hayat, makamla kazanılan saygı ve emeksiz para akışı insanları ve toplumları yoldan çıkaran, zulümden yakındığı günleri unutturup zalimleştiren şeytanî olguladır.

Öyle bir sistem olmalı ki yorulan at değiştirilmeli ancak dizginler daima halkın elinde olmalıdır. Halk ise gri değil gökkuşağıdır. Her inanç ve milletten renkler toplumu oluşturur. Bu hemen gerçekleşecek bir sistem değildir. Bunun için daha çok sopa yemeli halk. Polis copları sırtına ne kadar çok inerse, güvenip birlikte yola çıktıkları onu terk edince, sistem kendisini daha da borca batırıp köle edince, burnu yere sürtüp ağladığında duyuramayınca sesini ancak o zaman anlar özgürlüğün değerini.

Özgür, çağdaş, mutlu bir toplum ve ülke için kendinizi, ailenizi ve ülkenizi cehalet, tarikat, cemaat, etnik ayrımcılık, ırkçılık, kapitalizm, komünizm gibi denenmiş ve acı sonuçlar doğurmuş ideolojilerden koruyunuz.

Tepeden inme doktrinlere ihtiyaç yok. Devleti devlet yapan halk el ele inşa edebilir ülkesini ve yasasını. Yeter ki aklını başkasının icrasına vermesin.

Ragıp Kâmil İlbeyi

© ekvatorhaber.com Lütfen haber ve içerikleri kaynak belirterek kullanınız ve bağlantı linki veriniz.

escort izmirizmir escort bayanlarescortizmir escort