Ekvator Haber

İran’ın Irak üzerindeki derin etkileri

İran’ın Irak üzerindeki derin etkileri
Ragıp Kamil İlbeyi
Ragıp Kamil İlbeyi( ilbeyi@ekvatorhaber.com )
Ragıp Kamil İlbeyi çeşitli haber sitelerinde yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. Kanal 12 Televizyonu için çeşitli televizyon programları hazırlamış ve sunmuştur. İlbeyi, bağımsız gazeteci ve teolog olarak görev yapmaya devam etmektedir.
66
24 Kasım 2019 - 18:44

İran ülke içinde yalanan protestoları bastırdı. Sırada Irak’ta sükuneti sağlamak gerekiyor. İran’ın Irak üzerindeki derin etkileri bölge uzmanları ve ABD’nin dikkatini çekiyor. Irak protestoları bölgedeki İran egemenliğini kırmak için bir fırsat olarak görülüyor. Ancak İran uzun vadede bölgeyi ve dünyayı etkileyebilen bir ülke. 

İran’ın Irak üzerindeki derin etkileri

ABD işgalinden sonra istikrarın bir türlü sağlanamadığı Irak’ta halk yine sokaklarda. Gösteriler ikinci ayını tamamladı. Yaşanan olaylarda 319 kişinin yaşamını yitirdiği 15 bin üzerinde Iraklının yaralandığı ve binlerce tutuklamaların olduğu yerel ve uluslararası haber kaynakları tarafından doğrulandı.

Olayların yatıştırılması için uluslararası ölçekte henüz net bir tavır alınmazken BM Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis, eylemciler ile Başbakan Adil Abdulmehdi yönetimi arasında uzlaşı sağlanılması için Irak’ın önde gelen isimleri ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.

Ayetullah Sistani Irak’taki huzursuzluktan rahatsız

Nüfusunun yüzde 65’i Şii Müslümanlardan oluşan Irak’ın en önemli mezhebi taklit mercisi olan Ayetullah Ali el Sistani ile de Necef’te bir görüşme gerçekleştirdi.

Bu görüşme kapsamında Sistani’nin de yaşananlardan huzursuz olduğu ve Abdulmehdi hükümetinin göstericilere karşı şiddet uygulamamasını talep ettiği kaydedildi.

Irak protestoları İran, Abdulmehdi hükümetini desteklese de Iraklı Şii din adamları ve Iraklılar hükümetin düşmesini ve yeni bir yönetim kurulmasını istiyor

Iraklılar Adil Abdulmehdi yönetiminin değişmesini istiyor.

Sadr Hareketi lideri Şii din adamı ve siyasetçi Mukteda El Sadr da Başbakan Abdulmehdi’nin görevi bırakmasını ve yeni bir yönetim kurulmasını isteyen Irak siyasetinin önemli aktörlerinden biri.

Olayları yakından inceleyen BM temsilcisi Hennis, Abdulmehdi yönetiminden; “göstericilere yönelik şiddet, tutuklama ve kaçırma eylemlerine son verilmesi, reformların belirlenen süre içinde tamamlanması ve eylemcilere yönelik saldırılar gerçekleştirenlerin cezalandırılmasını” talep etti.

“Irak başka ülkelerin çatışma sahası olmamalı”

Hennis’e göre “Bu (Irak) ülke, başka ülkelerin çatışma sahası olmamalı.” Bu basit bir cümle değil. Aslında halkın da sokaklara çıkmasına neden olan bir etken. Halk, Abdulmehdi yönetimini, yolsuzluk, adaletsizlik, rüşvetçilik, ekonominin bozulması ile suçladığı gibi Irak hükümetinin İran ile olan ilişkilerinden de rahatsızlık duyuyor.

Iraklılara göre; İran, Irak üzerindeki etkisini pek çok alanda arttırdı ve neredeyse ülke üzerinde bir egemenlik kurdu.

İran, ekonomik buhranlar yaşasa da kaynaklarının bir kısmını Suriye, Irak, Lübnan, Filistin gibi ülkelere ayırıyor. Burada hem sosyal hem de askeri destekleme faaliyetleri sürdürüyor. İranlıların bir kısmı da, devletin kaynaklarını başka ülkeler için harcamasına tepki gösteriyor.

Ancak İran yönetimi, ülke ve bölge istikrarını sağlamak için, askeri, sosyal ve ekonomik destekler ile iç savaş ya da karışıklık yaşayan ülkelerin desteklenmesi gerektiğini savunuyor.

Irak’ın istikrarsızlığından yararlanarak IŞİD’in yeniden toparlanması ya da IŞİD ve diğer terör örgütlerinin bir araya gelerek yeni bir örgüt kurması muhtemel olarak değerlendiriliyor ve istihbarat raporlarına da yansıyor.

Gölge Komutan Kasım Süleymani Irak’ta

Reuters’ın yerel beş farklı haber kaynağına göre; Irak’ta yönetim boşluğunun oluşmamasını isteyen İran, Abdulmehdi hükümetini desteklemek için ülkeye İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi gönderdi. Burada çeşitli görüşmeler yapan Süleymani, Irak Ulusal İttifakı Lideri Hadi el Amiri’de bir toplantı yaparak Abdulmehdi’nin desteklenmesini talep etti.

İran ve Irak aynı mezhebi inanca sahip iki ülke olsa da son yıllara kadar pek çok alanda birbirlerinin rakibiydi. Bu hem dini eğitim veren havza kurumlarında, hem sosyal alanda, petrol ve türevlerinin çıkarılması ve satışı ile askeri alanda da böyleydi.

İran’ın Irak üzerindeki derin etkileri

Ancak ABD’nin Irak’ı işgali, bölgede tekfirci Selefi-Vahhabi terör örgütü IŞİD’in ortaya çıkması, Irak’ta bu örgütün egemen olması, buna karşı Şiilerin Haşdi Şabi adı ile örgütlenmesi, İran’ın bu milis kuvvetlere çeşitli askeri destekler sunması, bunun akabinde IŞİD’in zayıflaması, Şii siyasetin ülkede güçlenmesi, İran’ın bu ülke için siyasi ve askeri danışma ve destek mercisi olması, kurulan hükümette Şiilerin ağırlıklı söz sahibi olması, İran’ı Irak siyasetinde önemli bir aktör haline getirdi.

İran sadece Irak siyasetinde değil tüm Irak’ta etkin

İran’ın ülke içine ve uluslararası siyasete etki eden Velayet-i Fakih modeline (rehberiyetine) tabii olan siyasetçiler, devlet adamları, din adamları, iş insanları İran’ın Irak’ta güçlenmesinden rahatsız olmadılar. Aksine İran’ın güçlenmesi için çalıştılar. Elbette burada ekonomik desteklerinde önemli bir rolü var.

Irak, dünya Şiileri tarafından kutsal kabul edilen pek çok şehre sahip. Bu şehirlerde her yıl belirli zamanlarda çeşitli anma programları düzenleniyor. En çok da İranlılar geliyor ve bu Irak ekonomisi için de bir gelir kaynağı oluşturuyor.

Velayet-i Fakih örgütlü Müslüman halklar kurmak istiyor

İran dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Şiiler için kutsal bir devlet. Bu Velayet-i Fakih, Seyyid Ali Hamanei’ye yüklenen ilahi misyondan kaynaklanıyor. Rehberiyete (Seyyid Ali Hamanei) bağlı olan Şiiler tarafından İran bir kurtuluş ülkesi, Batı emperyalizmi ve Siyonizme karşı desteklenmesi gereken tek İslam ülkesi olarak görülüyor.

İran’ın faaliyetleri pek çok ülke tarafından kabul görmüyor ve İran ülkelerin iç işlerine karışmak, bu ülkelerde Şii lobiler, siyasi partiler, medya kurumları, dernek ve vakıflar kurmakla suçlanıyor. Aslında bunların aynısını ya da bir benzerini aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülke de yapıyor ve bunlar stratejik, ekonomik ve kültürel alanlarda olabiliyor. Aynı zamanda Türkiye’nin Almanya’da, ABD’nin ise Türkiye’de yaptığı gibi güvenilir istihbarat verilerinin elde edilmesini sağlıyor.

Çeşitli ABD yanlısı kuruluşlar Irak ve İran’da protestoların başlaması ile birlikte çeşitli yayınlar yaptılar. Dünyanın ilgisini İran’ın Irak’ta oluşturduğu güce çekmek istiyorlar. Böylelikle İran’ın ne kadar tehlikeli bir ülke olduğu algısını yaratmak istiyorlar.

The Intercept ve New York Times, İran istihbaratının Irak faaliyetlerini içeren 700 sayfalık belge yayınladı. Bu belgelerde İran’ın ABD İşgali sonrası Irak’ı etki altına almasına dair raporlar, konuşmalar ve çeşitli veriler bulunuyor.

İran’ın Irak üzerindeki derin etkileri

İran, Irak’ta, Irak ordusunun yapılandırılması ve Iraklı milis kuvvetlerin desteklenmesini sağladı. Tıpkı Türkiye’nin Irak’ta Peşmerge’ye Suriye’de ÖSO’ya verdiği askeri eğitimler gibi Iraklılara vatanlarının müdafaası için askeri eğitimler verdi. Haşdi Şabi kısa sürede büyük bir başarı kazandı. Irak resmi makamlarınca tanınan bir ordu haline geldi. Elbette bu hem Barzani aşiretinin, hem ABD ve İsrail’in canını sıktı.

Belgelerde İran’ın Irak’ta bağımsız Kürdistan kurulmasını engellediği de kaydediliyor. Topraklarının parçalanmasına Irak, Suriye ve Türkiye’de karşı ve bu yeni bir olay değil. İran’da daha önce Rusya destekleri ile bir Mahabad Kürt devleti kurulmuş ardından bu SSCB güdümündeki Kürt devleti İran tarafından yıkılmış Mesud Barzani’nin babası Mustafa Barzani önce SSCB’ne sığınmış daha sonra Irak’a geçmiş ve Amerikancı olmuş bunun neticesinde de şimdiki IKBY’nin ve Irak federal yasalarının oluşmasını sağlayan zemin oluşmuştu.

İran kendi topraklarında ve komşularının toprak bütünlüğünü tehdit edecek hiçbir oluşuma destek vermeyecek çünkü bu 3 ülkeden her hangi birinde kurulacak olan Kürt devleti İran’ın toprak bütünlüğünü tehlikeye sokacaktır.

IKBY, Irak ekonomini zayıflatıyor

Bu nedenle İran, Abdulmehdi hükümetinin IKBY ile iyi ilişkiler kurmasını istiyor. Adil Abdulmehdi’de bunu gerçekleştiriyor.  Kürdistan Bölgesel Yönetiminde çıkan petrolün geliri Bağdat’a verilmiyor. Bağdat’a gelirleri yansıtan bilgiler de verilmiyor. Ayrıca çeşitli ticaret, gümrük ve havaalanlarından elde edilen gelir de Erbil yönetiminin tasarrufunda ve Irak yönetimine her hangi bir pay aktarılmıyor.

Bunlara Peşmerge’nin ve IKBY memurlarının maaşları da Bağdat tarafından ödeniyor.

Bununla da yetinmeyen Barzani yönetimi Irak bütçesinden daha fazla pay istedi.

Irak yasalarına göre IKBY’nin yıllık bütçeden payı 12,5 olması gerekiyor ancak 2003 yılından beri Irak bütçesinin yüzde 17’sini IKBY alıyor. Abdulmehdi yönetimi ise bu oranı yüzde 23’e çıkardı. Bunun neticesinde Irak’ın gelirlerinin ¼ IKBY’ye aktarıldı.

Ülke hızla ekonomik olarak gerilemeye başladı, sağlık, eğitim, altyapı, ulaşım, iletişim gibi önemli hizmetler yetersiz kalmaya başladı. Memur ve işçi maaşlarına zam yapılmadı. Maaş ödemeleri zamanında ödenmemeye başlandı. Halkın borçları arttıkça Abdulmehdi’ye yönelik öfke de arttı.

IKBY şehirlerinde işsizlik neredeyse yok. Hatta IKBY’nin memur sayısı Irak’ın toplam memur sayısının yarısı. Bu oran çok fazla ancak Erbil yönetimi memurların kimlikleri ve görevleri hakkında da bilgi vermeyi reddediyor.

ATM memurları Irak’ta da var

Bu aslında şu demek ya Barzani aşireti IKBY’de memur kadrolarına getirildi veya ATM memuru oldu ya da Bağdat’tan daha fazla bütçe alabilmek için memur sayısı fazla gösterildi.

Gösterilerin olduğu şehirler genelde Şiilerin yoğun olarak yaşadığı şehirler. Bazı Sünni şehirler protestolara katılmadı. Çünkü daha önce Sünni şehirlerinde protestolar varken Şii şehirlerinde sükûnet hüküm sürüyordu. Sünni bölgeler ilk etapta böyle bir tepki gösterdiler ancak onlarda gösterilere katıldılar.

Irak protestoları İran ve IKBY'nin çıkarları Irak'ı cehenneme çevirdi

 İran’ın Irak üzerindeki derin etkileri

Protestolarda İran bayrakları da yakılıyor ve İran’a karşı bir tepki var. Çünkü Iraklılar IKBY bağımsız olmasın diye devlet eliyle rüşvet verildiğini, devletin gelirlerinin Erbil’e aktarılmasında Tahran’ın da payının büyük olduğunu iddia ediyorlar.

İran CIA’nın ajan ve muhbirlerini satın aldı

Bunun dışında ABD’yi endişelendiren ise CIA’nın Irak’taki faaliyetlerinin deşifre olması. İran, ABD için çalışan Iraklı muhbir ve bazı CIA ajanlarını resmen satın aldı. Onlara hem güvenlik sağladı. Rahat geçimlerini sağlayacak aylık maaş bağladı ve muhbirler CIA’nın tüm faaliyetleri İran’a raporladılar.

Irak’ta CIA ajanları ve muhbirler nerede buluşur, nerelerde görev alır, nerede yaşar, kimlerle işbirliği var, birbirlerini nasıl tanıyor, nasıl bilgi topluyor ve bunları hangi yollarla ABD’ye aktarıyor gibi bilgilerin tamamı belgeler halinde İran’a rapor edildi.

İran bölgede güçlendikçe ABD güç kaybediyor

Bu nedenle ABD Irak’ta planlarını gerçekleştiremiyor, işleri aksıyor. Irak’ın yeniden ABD’nin bir uydusu haline gelebilmesi için İran’ın Irak siyasetindeki etkisinin kırılması, Haşdi Şabi ve diğer milis örgütlerinin yok edilmesi, IKBY’nin bağımsız Kürt devleti olması, İran’ın petrol satışının IKBY ve Irak petrolleri ile engellenmesi hedefleniyor.

Suriye ve Irak’ta iç karışıklık ve emperyalizm destekli savaş İran’ı sahada daha da etkin bir hale getirirken Rusya ve ABD’nin kazandığı savaş deneyimlerini de kazandı. Savaş sahası ürettiği silahları denemek ve geliştirmek için uygun ortamı sundu. Türkiye’de Barış Pınarı Harekatında kendi ürettiği silahları kullandı.

CIA, nasıl silahlı örgütler kurduysa, Türkiye, nasıl eski IŞİD ve El Kaide militanlarının da aralarında bulunduğu ÖSO’yu destekleyip bir ordu haline dönüştürdüyse, İran Devrim Muhafızları, Kudüs Gücü de bunu Irak’ta Haşdi Şabi için yaptı.

Velayet-i Fakih Ortadoğu’yu ABD ve İsrail’e karşı örgütlüyor

Bu örgütlerin tüm silahlı güçleri ve personel sayısı ile şartları aynı olsa bile Irak’ta Haşdi Şabi’yi, İran’da Devrim Muhafızları ve ona bağlı tüm güçleri, Lübnan’da Hizbullah’ı, Suriye’de irili ufaklı 10’dan fazla silahlı Alevi-Şii örgütü Türkiye’nin ÖSO’sundan emperyalizmin IŞİD’inden ayırıp üstünlük kazandıran bir özellikleri var. Şia inancı ve Velayet-i Fakih.

Şiiler, Sünnilerden farklı olarak yaşayan dini otoritelere tabi oluyorlar. Nasıl ki Seyyid Ali Sistani’nin çağrısı ile Haşdi Şabi etki alanını genişletmiş ise taklit mercisinin bir fetvası ile sadece Ortadoğu’nun değil dünyanın gidişatı değişebilir.

Velayet-i Fakih sisteminde ise Seyyid Ali Hamanei’ye taklit etmeseniz dahi eğer onu belli sebeplerden dolayı rehber olarak kabul etmişseniz artık onun sözleri sizin için bir emir niteliği taşıyor. Aslında bu özelliği ile Velayet-i Fakih Şia inancı ile şekil alan hilafetin karşılığı oluyor.

Elbette tüm Şii din adaları ve Şiiler Velayet-i Fakihci değil. Karşı çıkanlarda var. Ancak kabul etmeyip karşı çıkanların bir kısmı İngiltere ve ABD ile işbirliği yapmakla suçlandı. Bunun neticesinde bir kısım Şii de sessiz kalmayı tercih etti.

Önem ve değerini yitiren Halifeliğinin karşısında etkisini hızla arttıran Velayet-i Fakih

Osmanlı padişahları her ne kadar halife olsalar da tüm Müslüman bölgelerde Osmanlı’ya karşı ayaklanmalar olmuş, halife ve ordusu düşman ilan edilmiş, işgalci Osmanlı’ya ve ‘onun halifesine’ karşı İngilizlerle, Fransızlarla, Ermenilerle ortak hareket etmişlerdi. Bu zayıflamış, Müslümanlar ve yöneticileri tarafından umursanmayan dikkate alınmayan siyasal bir halifelikti ve etkisizdi. Zaten etkisi olsa Türkiye’nin sınırları bugün farklı olurdu. Arap Birliği ve özellikle Suudi Arabistan, BAE, Mısır gibi ülkeler Türkiye karşıtı olmazdı.

İşte, İran’ın Velayet-i Fakih sistemi burada devreye giriyor. Sünni hilafetinin açıklarını biliyor ve yeni bir süreç geliştiriyor. Mutlak anlamda olmasa da başarılı sonuçlar veriyor. Bu haliyle ABD, bazı Avrupa ülkeleri, Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail’i korkutuyor. Türkiye’yi ise tedirgin ediyor.

İran’ın asker sayısı bilinenden daha fazlası çünkü…

Asker sayısı bakımından dünyanın 13. Büyük gücü olan İran Silahlı Kuvvetleri’nin 534.000 aktif ve 400.000 yedek personeli bulunuyor. Bölge dışında askeri bir gücü ya da üssü yok. Ancak düşmanlarına karşı genel bir savaş ya da cihat ilan etmesi durumunda işler değişir. Hiç kimse tarafından örgütlenmesine ya da yönetilmesine ihtiyaç olmayan, çıkar gözetmeyen, gözü kara Velayet-i Fakih savaşçıları dünyanın hemen her ülkesinde eylem yapabilecek kararlılığa sahiptir. Çünkü bu onların dünya, ölüm ve sonrası inançlarını şekillendirmektedir.

Ancak şu unutulmamalıdır. İran’ın yüzde 90’ından fazlası, Irak’ın yüzde 70’ine yakını Şii’dir. Bugün İran’a karşı sokaklarda görülen öfke Batı’yı fazla umutlandırmamalı. Ekonomik iyileştirmelerin yapılması işsizliğin azaltılmasına yönelik çalışmalar ve devlet bütçesinden eyaletlere ayrılan payların eşit dağıtılmasına yönelik çalışmalar yapılarsa sokağın öfkesi geçer.

Irak ve İran bu protestolara alışık ve burası Latin Amerika değil

Irak’ta yaşanan bu protestolar ilk değil. Daha önce de defalarca protestolar oldu ancak her zaman duruldu. Ya yukarıda saydığım nedenlerle ya da dini mercilerin çağrısı ile…

Bir de şu gerçek her zaman gözümüzün önünde olmalı: İran bir daha Irak ile yaşanacak bir savaşın oluşmaması için gereken tüm altyapıyı sağladı ve Irak’ta varlığını korumaya devam edecek.

# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P

© Copyright ekvatorhaber.com 2015

kurtkoy escortbayan escort istanbultuzla escortistanbul escort bayanporno