Hayvansever peygamber Hz. Muhammed’in kedi sevgisi

Hayvansever peygamber Hz. Muhammed’in kedi sevgisi

Uluslararası Kedi Günü nedeniyle peygamberimizin kedi sevgisini hatırlamakta fayda var. Uhud Savaşı’na giderken yolda yavrularını emziren bir kedi görür Peygamberimiz. Kediler zarar görmesin diye başlarına nöbetçi diker. Savaştan dönerken kediyi gene orada görünce bu sefer onu sahiplenir, adını Müezza koyar. Onu çok sever, o kadar ki bir gün ibadet etmek için kalkması gerektiğinde cübbesinde kedisinin uyuduğunu görür. Onu uyandırmaya kıyamaz ve cübbesini kesip kalkar. Kedinin uykusu cübbesinden kıymetlidir. Müezza’nın da Peygamberimiz ibadet ederken onu sokacak yılanı öldürerek hayatını kurtardığı rivayet edilir.

Peygamberimizin Müezza dışında kedileri de olmuştur. O ne zaman kedi görse durur severdi.

Peygamberimiz bir eve yemek göndereceği zaman o evde kedi olup olmadığını sorardı. Kedi varsa onu da bir birey sayar ona da bir kap yemek koyardı. Kedilerin içtiği su ile abdest alırdı.

“Kedileri sevmek imandandır” buyurmuştur Peygamberimiz.

HZ. MUHAMMED HAYVANLARI ÇOK SEVER VE ONLARI KORURDU

Kedi beslemek sünnettir. Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış. Ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Siyah beyaz bir Habeş kedisiymiş Müezza. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza’nın soyundan geldiği kabul edilir. Müezza, muhtemelen bir sokak kedisiydi ve Mekke’nin sıcak kavurucu çöl sokaklarından Hz. Muhammed’in ilgisi ile kurtulmuştu.

KEDİLER TEMİZ HAYVANLARDIR

Hz. Muhammed, kedisi Müezza’yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed’in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed, Müezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş. Hz. Muhammed, kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken Sahabe-i Kiram Ebu Nuaym “Ya Resul o sudan kedi içti” deyince, Resulullah “Onlar en temiz ağıza sahiptirler” buyurmuş ve abdest almıştır (Hadisi Nakleden Peygamberimizin eşi Hz. Aişe).

Daha sonra da sahabeden Kâb kızı Kebşe isimli bir hanım şöyle anlatıyor:

Eshab-ı kiramdan kayınpederim Ebu Katade’nin abdest alması için bir kaba su koymuştum. Kedi gelip bu kaptan su içiverince Ebu Katâde biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı. Benim kendisine hayretle baktığımı görünce, “Niye hayret ettin ey kardeşimin kızı, Resulullah efendimiz, “Kedi pis değildir, etrafınızda (evinizde) serbest dolaşsın buyurdu. Kendisi de abdest almıştı, ben de sünnet eylemekteyim” dedi (Nakleden: İmam Malik, Muvatta, Taharet [2.13]-Diğer Kaynaklar: Ebu Davud, Taharet, 1/38; Tirmizî, Taharet, 1/69; Nesaî, Taharet, 1/54; İbn Mace.Taharet, 1/32, Ayrıca bkz. Şeybanî, 90).

KEDİNİN CANINI KURTARAN SAHABE HASTALIKTAN KURTULDU

Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır:

Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir köpeğin kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm. “İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir” buyurdu.

Bir gün namaz kılarken bir yılan Hz. Muhammed’e arkasından yaklaşmış ve Hz. Muhammed’i sokmaya kalkışmış. İşte tam o sıra oralardan geçen bir adam Hz. Muhammed’in zor anına yetişip kedisini yılanın üzerine salmış. Ve bilindiği üzere yılanın amansız düşmanı olan kedi, yılanı boğmuş. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Hz. Muhammed kedinin sırtını okşamış. O günden beridir de kediler sırt üstü yere düşmezlermiş.

KEDİLERLE İLGİLİ BAZI HADİSLER

“Bir kadın, bir kediyi kapalı bir yere hapsetti. Kediye yiyecek, içecek vermedi. Dışarıda bir şey bulup yemesi için serbest de bırakmadı. Kedi öldü ve kadın da bu yüzden Cehenneme müstahak oldu.” (Hadisi nakleden: Buhari [3.553]; Müslim).

“Yeryüzündeki mahlûklara acımayana, göktekiler acımaz.” (Hadisi nakleden: Taberani)

“Merhameti olmayana merhamet edilmez.” (Hadisi nakleden: Buhari)

“Eshab-ı kiram dediler ki: Ya Resulallah, hayvanlara iyilikte de, sevap var mıdır? Peygamber efendimiz, “Her canlı hayvana yapılan iyilikte sevap vardır” buyurdu.” (Hadisi nakleden: Buhari)

Sahabeden bir zat anlatır:

Resulullahın, kedi su içtikten sonra kalanıyla abdest aldığı da olmuştur. (Hadisi nakleden: Ebu Nuaym)

“Bir gün elbisemin içinde küçük bir kedi taşıyordum. Resulullah efendimiz beni görünce, ‘Nedir bu?’ diye buyurdu. Ben de; ‘Kedicik!’ dedim. Bunun üzerine Resulullah, “Ey Ebu Hureyre” buyurdu. Yani kediyi seven, onlara ana babalık eden kimse buyurdu.”

Bir gün Ahmed Rıfâi hazretlerinin paltosunun eteğinde, kedisi gelip uyudu. Namaz vakti geldi, kediyi uyandırmaya kıyamadı. Bir süre onu şefkatle seyretti. Uyanmayacağını anlayınca Hz. Muhammed’in yaptığı gibi kedinin yattığı yeri kesip namaza gitti. Geldiğinde kedi uyanıp oradan gitmişti. Kesik parçayı paltosuna dikti.

HAYVANLARA İŞKENCE ETMEK İSLAMİYET’DE YASAKTIR

Hiçbir hayvana eziyet, işkence etmek, suda boğarak veya ateşte yakarak öldürmek caiz değildir. Hayvana işkence etmek, gayrimüslim vatandaşa işkence etmekten daha büyük günahtır. Gayrimüslim vatandaşa eziyet etmek de Müslüman’a eziyet etmekten daha büyük günahtır (Söyleyen: Dürr-ül Muhtar). Maksatsız olarak bir hayvanı öldürmek caiz değildir. Ahirette “Onu niçin öldürdün?” diye sorguya çekilecektir. Hayvanları birbiriyle dövüştürmek de caiz değildir. Hayvanların hakkına riayet etmeli, onlara acımalıdır. Hadis-i şerifte, ‘Merhamet et ki, merhamet olunasın! buyuruldu.’ (Söyleyen: Şir’a).

KEDİNİN İÇTİĞİ SUDAN ABDEST ALINABİLİR

Peygamberimizin eşi Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:

“Benle Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, daha önce kedinin ağzını dokundurup su içtiği bir kaptan su alıp guslettik.”

Urve bin Zübeyr, Hz. Aişe (r.a.)’dan aldığı rivayete göre şöyle demiştir:

“Resûlüllah (a.s.) Efendimiz’in yanından kedi geçerken su kabını ona iyice meylettirir, kedi su içtikten sonra Efendimiz arta kalanı ile abdest alırdı.”

Enes bin Malik (r.a.)’den yapılan rivayete göre, şöyle demiştir:

Resûlüllah (a.s.) Efendimiz Medine’de Bathan denilen yere çıktı ve “Ya Enes! Benim için abdest suyu doldur” buyurdu. Ben de suyu doldurup hazırladım. Resûlüllah (a.s.) tabii ihtiyacını giderdikten sonra su kabına doğru gelirken bir kedi o kaptan su içmeye başlamıştı. Bunun üzerine Resûlüllah (a.s.), o su içinceye kadar durup bekledi. Sonra ben bunun (hükmünü) sorduğumda buyurdu ki:

“Ya Enes! Doğrusu kedi de ev eşyasından biridir, bir şeyi kirletmez ve murdar da yapmaz…” (Hadisi Hakim el-Nişaburi, Müstedrek’te rivayet ettikten sonra, iki Şeyh’in (Buharî ve Müslim’in) şartlarına göre, sahihtir, demiştir. Aynı hadîsi az değişik bir ibareyle Darekutnî de rivayet etmiştir).

KEDİ DE EV HALKINDAN BİRİSİ GİBİDİR

Peygamberimizin eşi Hz. Aişe (r.a.) tarafından yapılan rivayete göre Hz. Muhammed şöyle demiştir: 

Resûlüllah (a.s.) Efendimiz: “Şüphesiz ki kedi necis (pis) değildir, o da ev halkından bazısı gibidir” buyurdu.

İmam Şafii’ye göre, kedi su içtikten sonra arta kalanı temizdir.

İmam Mâlik’e göre, kedinin artığı temizdir.

İmam Ahmed bin Hanbel’e göre, kedinin artığı temizdir, onunla abdest almak mekruh değildir.

Ebu Davud’a göre de kedi necis (pis) değildir.

Hadîslerin ve İslam alimlerinin açık delâletinden şu hükümler anlaşılıyor:

1- Kedi necis (pis) değildir.

2- Artığı da necis (pis) olmaz, o bakımdan arta kalan su ile abdest alınır.

3- Kedinin su ve gıda ihtiyacını karşılamak ve bu hususta kolaylık sağlamak sünnettir.