BasınYazarlar

Gelenekçilerden farklı olmayan Kuran okuyan mezar taşı

Ölen bir insanın arkasından yapılan işlerin başında yemek dağıtmak, mevlit okutmak, kabri başında ve evlerde Yasin suresi okumak geliyor. Ölülere okunan ve ölülerin anlayıp yaşamlarına uygulamaları istenilen Yasin Suresi’nde 69 ve 70. ayetlerde Allah: ”Biz, o elçiye şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın…” diyor.

Ragıp Kamil İlbeyi / Haber Yorum

Evet, Allah Kuran’ın yaşayanları uyarması, Müslümanların yaşamlarına çeki düzen vermesi, Allah’ın istediği gibi ancak Kuran’da nasıl açıklandıysa öyle yaşamalarını emrediyor. Buna rağmen Müslümanlar anlamak ve uygulamak için çaba vermek yerine, ”Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah, her dilediğine işittirirse de sen, kabirlerdekine işittirecek değilsin.” (Fatır 22) ayetini görmezden geliyorlar. Demek ki gelenekçilere göre Kuran onlar için değil ölüler için gelmiş olmalı…

BETON İLE MÜSLÜMANLAR ARASINDA BİR FARK OLMALI AMA…

Konya’da inşaat işleri yapan 31 yaşındaki Durmuş Ali Çınar, 3 yıl önce hayatını kaybeden kız kardeşinin mezarına konuşabilen mezar taşı yaptı. Böylelikle ölülere Kuran okuyan mezar taşı ortaya çıktı. Güneş enerjisiyle taşın içerisine konulan sistemden Yasin, Fatiha, İhlas Suresi ve ölen kişinin bilgileri dinlenebiliyor. İşte bu taş aynı gelenekçi Müslümanlara benziyor. Hatta bu taşa Kuran’ın tüm surelerini ve mezheplere göre fıkıh içtihatlarini; yani mezheplere göre değişen İslam’ın kurallarını, farzları, sünnetleri, haramlarını, helallerini, günahları ve sevaplarını da eklemek mümkün. Ayrıca daha başka kitaplar, dualar, zikirler, hadisler de yüklenebilir. Bu beton bu özelliği ile pek çok gelenekçiye göre kıymetli bile olabilir! Demek ki ezberlemek, anlamadan okumak, tekrar etmek ve yaşama uygulamamak insana bir katkı yapmıyor. Bunu telefonlar, bilgisayarlar ve şimdi de taşlar da yapabiliyor. O halde insanın başka bir görevi olmalı. O görev; İslam’ı yaşamak, Kuran’a uymak, kendisini sürekli geliştirmek, Allah’ın yaratmakta gaye etmiş olduğu bir can olmak, akıllı, mantıklı, duyarlı, iyilerden ve salihlerden olmak için mücadele etmekten geçiyor.

Söz konusu haberde mezar ziyaretlerinde internet aracılığıyla dua okutanları görünce kendisi de farklı bir mezar taşı yapmak istediğini ifade eden Çınar, şunları söyledi:
”Mermerden mezar taşı yaparken, farklı bir şey olsun istedim. Enerjisini güneş panelleriyle elde eden, tuşlarıyla kumanda edilerek Fatiha, İhlas suresi ile ölen kişinin özgeçmişini seslendiren mezar taşı yaptım. Merhumun yakını ne isterse taşa onu yükleyebiliriz. Güneş panelleriyle beslendiği için herhangi bir şarj sorunu da yok. 6 saat güneş aldığı zaman 24 saat aralıksız çalışabiliyor. İsteyen hatimde yükleyebilir.”

‘PATENT BAŞVURUMUZU YAPTIK’

Çınar, Müslümanların okuması ve anlaması gereken sure ve duaları okuyan betonun patent başvurusunu da yaptı. Patent gelince seri üretime de başlayacak. Hatta şimdiden yoğun bir talep alıyor ve siparişleri yetiştirmek için çalışıyorlarmış. Çınar’a göre bu mezar taşı çok ilgi çekmiş.

Çınar, ”Daha buraya kuralı bir hafta oldu; ancak yakınlarımız gelip telefonla bu durumu çekiyor. Herkesi bu nedir diye meraklandırıyor. Herkesin ortak kanaati güzel olduğu yönünde” dedi.

Evet, insanlar Allah’ın mesajlarını süs yapıp duvarlara asınca veya kütüphanenin baş köşesine koyup Sureleri ve ayetleri taziye ve mezarlıklarda okuyunca elbette Kuran okuyan, taziye tutan, mezar taşı ilgi çekiyor. Nasıl olsa pek bir farkları yok…

Kız kardeşinin mezarına yaklaşık 1 hafta önce taşın montajını yaptıklarını hatırlatan Çınar, ”Daha buraya kuralı bir hafta oldu; ancak yakınlarımız gelip telefonla bu durumu çekiyor. Herkesi bu nedir diye meraklandırıyor. Herkesin ortak kanaati güzel olduğu yönünde” diye konuştu.

‘BÖYLE BİR ŞEYE İHTİYAÇ OLDUĞUNU HİSSETTİM’

Mezarlığı gelip giderken böyle bir sisteme ihtiyaç olduğunu hissettiğini belirten Çınar, “Mezarlıklarla görüyoruz. İnsanlar ellerinde Kuran-ı kerimlerle, Yasinlerle mezara geliyor. Baktım ki bu bir ihtiyaç. Mezarın başına gelip kuranı açıp okuyorlar veya para verip bir hoca çağırıp ona okutturuyorlar. Dedim ki biz bunları neden mezar taşlarına yüklemeyelim. Kimse yanına ne hoca alsın gelsin nede Yasin’i ezbere bilmiyorsa uğraşmasın istedik. Hepsini buraya yükledik” dedi.

İşte bu ihtiyaç böyle doğmuş. Mezarlıklarda ölülere Kuran okumak bir sektör. Hem de kârlı bir iş. Hiç bir krizden etkilenmez. Hatta ölülere Kuran okuma işine dünya savaşları bile zarar veremez. Öyle bir savaşta işleri açılır, yoğun mesai yapmak zorunda kalır Allah’ın dini ile insanları aldatanlar. Halbuki insanlar Allah’ın mesajlarını merak edip okusalardı aslında cehaletlerinden dolayı başka bir dini İslam diye yaşadıklarını da göreceklerdi.

Hocaların tarifeleri değişiyor. Ölülere Kuran okuyanlara para dayanmıyor. Müslümanlarda iman ettiklerini iddia ettikleri Kuran’ı merak etmedikleri ve Allah’ın öğüt, salık ve emirleri ile ilgileri olmadığı için birisi ölünce mezarlıklarda Yasin okumak zorunda kalıyor… Halbuki anlayanlar için Yasin insanı düşünmeye, araştırmaya, sorgulamaya, okumaya, eğitmeye yönelten bir sure. Buna rağmen Yasin ve Mülk sureleri taziye evlerinin gözdesi olmaya devam ediyor.

Durmuş Ali Çınar, “Gelen kişiler bundan korkmasın. Geceleri kendi kendine çalarsa ya da mezarlığı birisi gelip açarsa elbette birileri korkabilir, mezardan ses geliyor diye. Aksi halde gündüz duyduklarında kimse korkmaz” diyor.

Bence Müslümanlar yobazlardan, cihatçılardan, IŞİD, Taliban, Boko Haram, El Kaide, Selefi Vahhabi ve radikal, tekfirci Sünni ve Şiilerden korksun. Ayrıca anasını boyayıp babasına satan siyasilerden, daha çok kazanma hırsı ile canavarlaşan sermaye sahiplerinden, Allah ile aldatanlardan, kendilerini İslam ile perdeleyenlerden korksun ve mikroplarla mücadele ettikleri gibi bu virüsler ile mücadele etsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir