erkinses reklam
erkinses reklam

Ekvator Haber

Erdoğan zekat çağrısında ne kadar samimi?

Erdoğan konuşmasında İslam ülkelerine zekât çağrısında bulunarak “En zengin İslam ülkesi ile en yoksulu arasındaki gelir farkı 200 katı aşıyor. Müslümanlar zekatı verecek olsa İslam ülkelerinde fakir kalmaz.” dedi.

Erdoğan zekat çağrısında ne kadar samimi?
179
11 Aralık 2019 - 13:34

Erdoğan Müslümanlara zekat çağrısı yaptı. Zekat verilse fakir kalmaz dedi. Peki, Türkiye’de durum nedir? Türkiye’de ne kadar borçlu var? Kaç milyon insan kiracı, banka ve kredi kartlarına ne kadar borcumuz var? Erdoğan, bakanlıklar, Diyanet, kayyım belediyeleri neden israf yapıyor? Diyanet neden faiz yiyor? Erdoğan zekatını kime veriyor? Zekat nedir ve kime verilir? Zekat nasıl alınır ve zekat vermemek için hangi fıkıh kurallarına ihtiyacınız vardır? Erdoğan zekat çağrısında ne kadar samimi? Hepsi ve daha fazlasını Ekvator Haber okurları için yorumladım.

Ragıp Kamil İlbeyi

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İslam İşbirliği Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı’na katıldı.

Erdoğan konuşmasında İslam ülkelerine zekât çağrısında bulunarak “En zengin İslam ülkesi ile en yoksulu arasındaki gelir farkı 200 katı aşıyor. Müslümanlar zekatı verecek olsa İslam ülkelerinde fakir kalmaz.” dedi.

Erdoğan’ın konuşmasının ilgili bölümü şu şekildeydi;

“Dünya petrol üretiminin yüzde 65’i, doğalgaz üretiminin yüzde 55’i, uranyumun yüzde 40’ı İslam ülkelerindedir. İslam İşbirliği Teşkilatı nüfusunun yüzde 21’i yani 350 milyon kardeşimiz aşırı yoksulluk şartlarında hayata tutunmaya çalışıyor. Tüm imkânlarına rağmen İslam ülkelerinin dünya ekonomisindeki payı yüzde 10’u bulmuyor. Milli gelir ve gelişmişlik seviyesi açısından ülkelerimiz arasında çok uçurum olduğunu görüyoruz. En zengin İslam ülkesi ile en yoksulu arasındaki gelir farkı 200 katı aşıyor. Müslümanlar zekatı verecek olsa İslam ülkelerinde fakir kalmaz. Tablo samimi öz eleştiri yapmamızı gerektiriyor. Sorunlarımızı görmezden gelmemizin hiç kimseye faydası olmayacaktır. Kendi sorunlarımız için başkalarını suçlamak yerine önce kendi muhasebemizi yapabilmeliyiz. Neden ticarette dış politikada hak ettiğimiz konumda olmadığımızı hassasiyetle düşünmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın kısa özgeçmişi

Sünni Hanefi bir aileye mensup olan Erdoğan eğitim yaşamına ilkokuldan sonra İstanbul İmam Hatip Lisesinde devam etti. Cumhurbaşkanlığı sitesinde yer alan öz geçmişine göre Marmara Üniversitesi İktisadî ve Ticarî Bilimler Fakültesi’nden 1981 yılında mezun oldu ancak bu konu tartışmalı.

Muhafazakar bir ailede büyümenin etkisi ile önce Millî Türk Talebe Birliği’nde görev aldı. Ardından 1976 yılında Milli Selamet Partisi’ne katılarak siyasete atıldı. Siyasi yaşamını muhafazakâr bir yapı olan Milli Görüş çatısı altında kurulan partilerde devam ettirdi.

27 Mart 1994’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, 14 Ağustos 2001’de arkadaşlarıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AKP) kurdu.  9 Mart 2003’te Siirt’ten milletvekili seçildi. 15 Mart 2003 tarihinde Başbakan oldu. 10 Ağustos 2014’de Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı seçildi.

16 Nisan 2017 tarihinde tarafsızlık ilkesi kaldırıldı ve Erdoğan taraflı partili ilk cumhurbaşkanı oldu. 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren ise ülkede başbakanlık kaldırıldı ve tüm devlet organları Erdoğan’a bağlandı ve Erdoğan başkan unvanıyla Türkiye’yi yönetmeye devam ediyor.

Bu Erdoğan’ın özgeçmişiydi. O mitinglerde, konuşmalarında, gündemi değiştirirken Sünni inancını sıkça kullanıyor. Ayrıca çok da güzel Kuran okuyor ve bunlar halktan puan kazanmasına, halkın ona güvenmesine, hata ve dinen günahlarını dahi sineye çekmelerine neden oluyor.

Herkese göre bir Erdoğan var

Erdoğan kimilerine göre ülkenin kurtarıcısı, kimilerinin ise başkomutanı. Kimilerine göre çalıyor ama çalışıyor, kimilerine göre Erdoğan’ın israfı devletin itibarı… Erdoğan’ı eleştirmek bir suç ve eğer eleştirmeye devam ederseniz ülkenin bekası için bir tehdit oluşturabilir, bir anda hain ya da terörist bile olabilirsiniz. Kim ne denerse desin, Erdoğan sessiz bir devrim yaptı ve bu sessizlik içinde her ‘çıt’ çıkartan ya cezalandırılacak ya da yargı, basın, güvenlik güçleri ve siyasi taraftarları bir başka deyişle ‘mahalle baskısı’ ile yalnızlaştırılacak, KHK’lar ile ötekileştirilecek.

CHP Zihniyeti ve AKP Zihniyeti arasındaki fark

Evet, Erdoğan gerçekten yeni Türkiye’nin mimarı. O daima suçladığı CHP zihniyetine karşın kendi zihniyetini yarattı. İmam Hatip okulları, AKP yanlısı basın ve belediye ve devlet organlarındaki hakimiyeti ile bu zihniyeti ülkenin geleceğine iyice empoze etti.

Atatürk’ünde söylediği gibi “Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz… Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Ancak, Türkiye’nin başöğretmeni Atatürk’ün yetiştirdiği nesil ile Erdoğan’ın modern dindar ve kindar nesli arasında çağ farkı var.

Peki, Erdoğan’ı ve Yeni Türkiye’yi tanıdıktan sonra Erdoğan’ın zekât çağrısını inceleyebiliriz.

Zekât nedir?

Sözlükte “artma, arıtma; övgü ve bereket” mânalarına gelen zekât, zengin Müslümanların ihtiyaç sahiplerine vermesi emredilen, ihtiyaçtan fazla pay anlamına gelmektedir. Zekât elde edilen maldan ve çeşitli işler sonrası kazançlardan verilir.

Zekât kimlere verilir?

Tevbe Suresi 60. Ayete göre zekât; Sadakalar/zekât malları Allah’tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

Buna göre Türkiye halkının en az yüzde 80’inin zenginlerin mallarında hakları bulunuyor ancak Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerdeki zenginler zekâtlarını hakkıyla ödemiyorlar.

Zekât sürekli namaz ile birlikte anılıyor. Buradan onunda sürekli yapılması gereken bir ibadet, Allah’ın zenginlere ve durumu iyi olanlara emri, farzı olduğunu anlıyoruz.

Kur’an-ı Kerim’de zekât 30 defa, sadaka olarak ile eş anlamlı olarak 2 defa geçmekte, toplamda 32 defa zikredilmektedir. Zekât lafzı ile geçen 30 ayet-i kerimeden 26 adedi namaz ile birlikte kullanılmaktadır.

Kuran’a göre zekat

Birkaç örnek vermek gerekirse;

Yüzlerinizi bazen doğu, bazen batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekâtı verirler. Bir de sözleştikleri zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır. Bakara 177

İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar. Bakara 277

“Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gerçekten de tevbe edip senin hidayetine döndük.” Buyurdu ki, azabım var, onu dilediğime isabet ettiririm, rahmetim de vardır, o ise her şeyi kaplamış ve kuşatmıştır. Onu da özellikle korunanlara, zekatını verenlere ve âyetlerimize inananlara mahsus kılacağım. Araf 156

Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yatrgılayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir. Tevbe 71

Buradan şunları anlıyorum; zekatını hakkıyla veren, yardımlaşan, paylaşan, iyilikler yapan, yoksullara, hastalara, dullara, yetimlere, borçlulara, yolda kalanlara, kalpleri kazanılacak kişilere zekat veren Allah’a ve ondan gelen kural ve nizamlar ile elçilerine iman edenleri Allah mükafatlandıracak. Bunları yapmayanlar ne kadar çok ibadet edip etkileyici bir tertil ile Kuran okusa da bu onu kurtarmaz. Bu kanıya ise hem bu ayetler hem de Maun suresini okuyarak vardım.

Maun Suresi’nde Allah neden namazlı abdestli Müslümanlara öfkeleniyor?

Maun Suresin’de Allah Müslümanlara sert ve ürkütücü bir uyarıda bulunuyor. Açıkçası bu korkutucu bir Sure.

Gördün mü o, dini yalan sayanı?

İşte odur yetimi itip kakan:

Yoksulu doyurmayı özendirmez o.

Lanet olsun o namaz kılanlara/dua edenlere ki,

Namazlarından/dualarından gaflet içindedir onlar!

Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.

Ve onlar, kamu hakkının yerine ulaşmasına/zekâta/yardıma/iyiliğe engel olurlar.

Bunlara ek olarak şu ayeti de okursak zekatın ne kadar önemli bir ibadet ve imanın ölçüsü olduğunu görürüz. Esasen bir insanın ne kadar takvalı olduğunu anlamanın yollarından biri de onun para ile olan ilişkisidir.

Beyyine Suresi açık delil belge anlamına geliyor ve bu 8 ayetlik Sure Müminler ile müşrik ve kitap ehlini birbirinden ayırıyor ve 5. Ayetinde şunu söylüyor; ‘Halbuki onlar, dini sadece Allah’a tahsis ederek, Allah’ı birleyerek, ancak Allah’a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.’

Kuran’da ve mezheplerin fıkıhlarında zekat nedir?

Kuran’a göre zekat belirtilen insanlara ve belirtilen durumda olanlara verilmek üzere ihtiyaçtan arta kalandır. Yani buradan şunu anlıyoruz. Örneğin bir iş yaptım ve sermaye ve giderleri çıkardıktan sonra net gelirimden o ay için geçimimi ayırdıktan sonra miktarı bana bağlı olmak suretiyle kazancımdan zekat hakkı elde edenlere vermem gerekir. Yine Kuran’a göre infak ve iyilikleri ne kadar çok arttırırsam Allah da bana bunun mislini verecektir. Çünkü Allah şöyle söylüyor; Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara 261. Ayet)

Ama bir de uyarıda bulunuyor; Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri Katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara 262. Ayet)

Kuran’a göre zekât bu. Ancak mezheplerin çok farklı kuralları var. Sanki her biri farklı birer dinmiş gibi… Mezheplerde zekat verilecek durumlar ve zekat verilecek ürünler ve mallar ve verilmesi gereken oranlar belirlenmiştir.

39 koyunun varsa zekat verme!

Örneğin 39 koyununuz varsa zekat vermezsiniz ama 40 ile 120 adet koyununuz varsa 1 tane zekat verirsiniz. Gelirlerinizden ve hisse senetlerinden ise ihtiyaçlar ve borçlar düşüldükten ardından yüzde 2.5 oranında zekat alınır. Araç ve yapı benzeri mülklere ise zekât uygulanmıyor. Ama bundan gelir kazanıyorsanız yüzde 2.5 zekat vermelisiniz ama çiftçiler ve arıcılar yüzde 10 zekat vermeli.

Altın, gümüş, ziynet eşyası, elmas, yakut, zümrüt, pırlanta, madeni ya da kağıt para, hisse senedi, ticaret malları, kiraya verilen araba, gemi ya da gemicik, helikopter, uçak, lüks yada normal binek taşıt sahipleri yüzde 2.5. zekat verir. Altın ve gümüş dışındaki ziynet eşyalarından zekat vermezsiniz.

Gelirini topraktan kazanan çiftçiler sulamaya göre değişmekle birlikte yüzde 5 ile yüzde 10, arıcılık yapan köylüler yüzde 10, maden, define ve deniz ürünleri çıkartanlar ise yüzde 20 zekat vermeli. Bu mezheplerin oranları ve kendi içlerinde daha da değişiyor. Bazı konularda birinin zekat vermesi gerekir dediğine diğeri zekat vermemeli diye fetva verebiliyor.

Kuran’da zekat 1/40 oranındadır diye bir hüküm yoktur

Kuran’daki hiçbir ayette “Kuran’a göre zekatın miktarı 1/40’dır” diye bir ifade yer almaz. Kuran’da birçok ayette anlatılan bu konuda, eğer 1/40 şeklinde bir ölçü yok eğer lazım olsaydı, hiç şüphesiz Allah bunu kitabında açıklardı.

1/40 şeklinde ölçü getiren mezheplerin bu ölçüsü, halkın birçoğu tarafından dinin ölçüsü sanılmaktadır. Oysa bu ölçü Kuran’da geçmediği gibi, mezheplerin tek ölçüsü de değildir. Mezhepler altın, gümüş para gibi değerlerin oranını 1/40 olarak görmüşlerdir. Tarladaki ürünün zekatı 1/10’dur. Eğer suyu taşıyarak tarlanıza getiriyorsanız bu ölçü 1/20’ye düşer

Üstelik bu ölçüler mantıksızdır. Çünkü çiftçilik yapan kişi ürününün 1/10’unu verecekken, altını, gümüşü olan biri 1/40 zekat veriyor. Yani çiftçilerin verdiğinin dörtte birini veriyor. Çiftçiler tüccarlardan daha mı zengindirler, yoksa çiftçilik tüccarlıktan çok daha avantajlı bir meslek midir? Peki, devesi olanlarla, koyunu olanların verdiği zekatın oranları neye göre farklı?

Zekatın Allah ve Müminler için ne kadar önemli ve yaşama katkı sunan değerli bir iş olduğunu iyilik, mutluluk, kardeşlik, dayanışma, birlik, beraberlik ve nicesini teşvik ettiğini böylelikle görmüş olduk.

Dünyada yoksulluk oranları ve buna bağlı ölümler

“Küresel İnsani Yardım Raporu 2018” verilerine göre, dünyada 2 milyar kişi yoksulluk, 753 milyon kişi de aşırı yoksulluk içinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Buna ek olarak dünya genelinde 134 ülkedeki 201 milyondan fazla insanın uluslararası insani yardıma muhtaç olduğu tahmin ediliyor.

Dünyada kaç Müslüman ülke var ve halkın ekonomik durumu

İslam, Hristiyanlık’tan sonra dünyanın en çok inanılan ikinci dinidir. İslam nüfusu dünya nüfusunun 1.57 milyar inananı ile %23’ünü oluşturmaktadır.

Yaklaşık 50 ülkede Müslüman çoğunluk bulunmaktadır. Diğer ülkelerde de Müslüman toplumlar bulunmaktadır.

Dünyanın en fakir ülkelerinde Müslüman ülkeler

Dünyada 193 tane resmen tanınan ülke vardır. Ancak bilinen ülke sayısı 236’dır.

Dünya Bankası verilerine göre kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla göz önünde bulundurularak oluşturulan en fakir 50 ülkeyi gösteren listede 16 ülkenin nüfusunun yüzde 50’sinden fazlasının Müslüman olduğu söylenebilirken, bu sayının Uluslararası Para Fonu’nun verilerine bakıldığında 17 olduğu görülüyor.

Türkiye’de ne kadar işsiz var?

Türkiye’nin nüfusu ortalama 82 milyon. Avrupa İstatistik bürosuna göre ülkedeki işsizlik oranı yüzde 14.3. Bu orana göre ülkede ortama 5 milyon işsiz var.

Meral Akşener’in de dediği gibi; ‘Türkiye’de son 15 yılda hane halkının toplam borcu tam 75 kat artarak bugün 550 milyar TL’ye ulaşmıştır.’

Türkiye’de ne kadar kredi kartı ve banka borçlusu var?

Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın son açıkladığı verilere göre Türkiye’nin toplam dış borcu 448 milyar dolar. Bu borcun devletin sırtındaki kısmı ise 137 milyar dolar. Böylece dolardaki her 1 kuruşluk artışta halkın vergileriyle finanse edilen hazinenin borcu 1,3 milyar TL artıyor.

Öte yandan 137 milyar dolarlık kamu dış borcu kişi başına 259 dolara karşılık geliyor. Dolar kuru 5.20’den hesaplandığında Türkiye’de yaşayan 7’den 70’e herkese 1346 TL borç düşüyor.

Türkiye’de toplam 65 milyon 483 bin 891 kredi kartı bulunuyor.

Türkiye kredi kartı borçlularının nüfusa oranında yüzde 51 ile Dünyada 1. sırada. Bireysel kredi kartı kullanımı ise gün geçtikçe artıyor.

Türkiye’nin 18 Ocak 2019 tarihi itibariyle 101 milyar TL bireysel kredi kartı borcu bulunuyor. Buna göre kişi başına bireysel kredi kartı borcu 1231 TL olarak gerçekleşti. 2,5 milyon kişinin borcu ise takibe düşmüş durumda.

2002 yılında 64 milyon kişinin toplam tüketici kredisi borcu 2,2 milyar TL 2018 yılında 82 milyonluk Türkiye’nin tüketici kredisi borcu 178 kat artarak 395 milyar TL oldu. Buna göre kişi başına tüketici kredisi borcu 4817 TL olarak gerçekleşti. Bu borcun yarısı konut ve taşıt kredisi için kullanılırken, 202 milyar TL’si diğer ihtiyaçlar için kullanıldı.

Böylece;

  • Kişi başına devlet borcu 1346 TL
  • Kişi başına kredi kartı borcu 1231 TL
  • Kişi başına tüketici kredisi borcu 4817 TL
  • Kişi başına düşen toplam borç: 7394 TL

Bu borcun içinde Türkiye’deki firmaların dış borçları yer almıyor. Türkiye’de özel sektörün toplam 311 milyar dolar dış borcu bulunuyor. Bu tutarla beraber hesaplandığında ise Türkiye’de kişi başına düşen toplam borç miktarı 28 bin 400 TL’ye ulaşıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Haziran itibarıyla brüt ve net dış borç stoku, Hazine garantili dış borç stoku ve kamu net borç stokuyla, AB tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.

Türkiye’nin, 30 Haziran itibarıyla brüt dış borç stoku 446,9 milyar dolar oldu. Stokun milli gelire oranı yüzde 61,9 olarak hesaplandı.

Türkiye’nin net dış borç stoku da aynı dönemde 268,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Stokun milli gelire oranı yüzde 37,2 oldu.

Söz konusu dönemde Hazine garantili dış borç stoku ise 14,7 milyar dolara ulaştı.

Kamu net borç stoku ise bu dönemde 591,4 milyar lira olarak gerçekleşti. Stokun milli gelire oranı yüzde 14,8 olarak belirlendi.

AB tanımlı genel yönetim borç stoku 1 trilyon 283,9 milyar lira, bu rakamın milli gelire oranı yüzde 32,2 olarak hesaplandı.

Türkiye’de iflas ve konkordato (iflas anlaşması)

Euler Hermes isimli alacak sigortası şirketinin hazırladığı Küresel İflas Raporuna göre 2018 yılında Türkiye’de 15 bin 400 şirket iflas etti. 2019 yılında iflas edecek olan şirket sayısı ise ortalama 17 bin olarak tahmin ediliyor.

2019 yılı Eylül ayında Mersin Barosu ve Türkiye Barolar Birliği işbirliğiyle düzenlenen ‘İcra İflas Hukuku ve Konkordato’ konulu seminerde konuşan Av. Refik Moral, Türkiye’de konkordato ilan eden şirket sayısının 3 bini aştığını açıkladı.

Ekonomik nedenli intihar?

Bozulan ekonomi attan borçlar Türk insanını ruhsal olarak da etkiliyor. Bitmek bilmeyen borçlar, huzursuz ülke, istikrarsız coğrafya, halkın siyasiler eliyle kutuplaşması insanların olumsuz etkiliyor. Ekonomik nedenlerle İstanbul Fatih’te 4 kardeş, Bakırköy’de 3 kişilik bir aile siyanür içerek intihar etti. Aynı hafta içinde ekonomik nedenler yüzünden Antalya’da 4 kişilik bir aile daha siyanür içerek intihar etti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2018 yılında Türkiye’de 3161 kişi hayatına son verdi.

Ülkede 2017’de 3 bin 168, 2016’da 3 bin 193, 2015’te 3 bin 246, 2014’te 3169 kişi intihar sonucu yaşamını yitirdi.

2000-2018 yılındaki verileri incelendiğinde intihar nedenleri arasında genelde ilk sırayı hastalık, ikincisini aile geçimsizliği, üçüncü sırayı ise geçim zorluğu alıyor.

Borçlu ve köle ilişkisi nedir?

Aslında her birimiz ya devletin, ya patronların ya da bankaların köleleriyiz.

Sözlükte köle şu anlamlara geliyor; savaşta tutsak edilen, yabancı ülkelerden zor kullanılarak kaçırılıp özgürlüklerinden yoksun bırakılan ya da bu durumlarda olup da başkasından satın alınan erkek. Zorba bir gücün egemenliği ya da birinin buyruğu altında bulunan, özgür olmayan kimse.

Evet bu tanıma göre bizler köleyiz. Özgürlüğümüz yok. Sadece ölmeyecek kadar yiyor içiyoruz. Aylık kazancımızı borçlara, ev kirası, elektrik su, gaz, telefon, internet faturalarına, aylık yol parasına, konut aidatına, kalanını ise yiyecek ve içeceğe ayırmalıyız. Yetmeyince bankalardan borç almalı yada kredi kartları ile yaşamalıyız. 2 bin TL maaş alıp 10 bin TL’lik kredi kartları taşımalı, asgarisini ödeyip borca borç katıp, borcu borçla ödemek zorundayız. Çalışmalı, hastalanmamalı, tatile gitmemeli, sinema, tiyatro, müze ve eğlencelerden kaçınmalıyız. Eğer yapabilirsek daha fazla çalışmalıyız. Çünkü biz köleler Müslüman bir ülkede yaşasak da borçlarımızı zekatları ile kapatacak Müslüman devlet adamları zengin Müslümanlar yok.

Erdoğan zekat çağrısında ne kadar samimi? Sarayın yıllık maliyeti ne kadar?

Sözcü’den İsmail Şahin’in haberine göre; 2017 yılında 362 milyon lira olan Cumhurbaşkanlığı’nın toplam gideri 2018’de yüzde 160 artarak 943 milyon lirayı aştı.

Gelirleri 305 milyon lirada kalan Saray’ın kasası geçtiğimiz yıl 637.8 milyon lira açık verdi.

Cumhurbaşkanlığı personelinin yurtiçi ve yurtdışı yolluk giderleri 14 milyon liradan 22.8 milyon liraya çıktı. Toplam personel gideri 181 milyon liraya yükseldi. Bu tutarın 107 milyon lirası sözleşmeli personele ait.

Mal ve hizmet alımına toplam 428 milyon 360 bin lira harcama yapıldı. Projeler kapsamında yapılan harcamalar 943 milyon 646 bin lira oldu.

İtibardan tasarruf yapmayan sarayın su, ısıtma gideri, elektrik gideri, internet harcaması aboneliği gibi kalemlerden oluşan “tüketime yönelik mal ve malzeme alımları” 25.5 milyon liradan 40.9 milyon liraya yükseldi.

Cumhurbaşkanlığı kompleksinin içinde yer alan binaların bakım ve onarımı için 2018’de 4.3 milyon lira harcandı.

Saray’ın kırtasiye masrafları 1 milyon 641 bin liradan 2.2 milyon liraya çıktı. Saray’ın mutfak masrafı ise 5 milyon 311 bin liraya çıktı. 2017 yılı harcamaları ile karşılaştırıldığında harcamaların iki kat arttığı ortaya çıkıyor. Saray’ın temizlik masrafı ise 3 milyon 839 bin lira oldu. Saraydaki bitkilerin bakımı için 700 bin lira harcandı. Giyecek, mefruşat ve tuhafiye malzemeleri giderleri ise 7 milyon liradan 10 milyon liraya çıktı. Saray’da yapılan törenler için 2017 yılında 36.2 milyon lira harcanırken, 2018’de bu rakam 48.9 milyon lira oldu.

Saray tarafından bazı dernek, vakıf ve benzeri kurumlara 9 milyon lira yardım yapıldı.

Diyanetin bütçesi ve haram faiz geliri ne kadar?

İslam, zekat, israf ve gösterişten konuşuyoruz. O halde Sünni mezhebinin Türkiye temsilcisi olan Diyanet’in de ülke ekonomisine olan etkisine bakmak gerek.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2020 Yılı Bütçesi, 2019’a göre 1.1 milyar TL arttı. Böylece 16 bakanlıktan sekizinin bütçesini geride bıraktı.

Diyanet’e, 2020 yılı için 11.5 milyar TL, 2021 yılı için 12.3 milyar TL ve 2022 yılı için 13.1 milyar TL ödenek verilmesi öngörülerek, Diyanet’e üç yıl için yaklaşık 37 milyar TL ödenek ayrıldı.

2018 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’na göre faizin haram olduğunu açıklayan, Diyanet 2018 yılında 2 milyon 354 bin TL faiz geliri elde etti.

Bu faiz gelirinin 245 bin 520 TL’lik Başkanlık bütçesinden elde edildi. Dini Yayınlar Döner Sermaye İşletmesi’nin 2018 yılı faiz geliri ise 2 milyon 109 bin TL. Böylece Diyanet ve Döner Sermaye İşletmesi 2018 yılında toplamda 2 milyon 354 bin TL faiz geliri elde etti.

AKP’li kayyım belediyelerinde israf

Erdoğan kaybettiği bazı belediyelere kayyım atayarak yönetimi altına alıyor. Çünkü Erdoğan hem cumhurbaşkanı hem AKP genel başkanı. Böyle olunca, AKP teşkilatları, polis, asker, yargıç, YSK, valiler, kaymakamlar, hocalar, bakanlar, memurlar, bekçiler, camiler ve aklınıza gelebilecek olan tüm kurumlar Erdoğan’a bağlı. Çünkü o ülkedeki en üst makam, tek yetkili, tek adam.

İsraf sadece Erdoğan’ın itibarlı sarayında, Diyanet’te, valiliklerde, bakanlıklarda yok. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın emri ile atanan kayyımlarda devletin ve halkın kaynaklarını usulsüzce harcıyor.

Birkaç örnek vermek gerekirse 2019 yılı Ağustos ayında susmamak için direnen basına şunlar yansıdı;

Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, kayyum döneminde belediyenin kaynaklarının nasıl har vurup harman savrulduğunu şu sözlerle ortaya sermişti: “Kayyum döneminde 1 ton 600 kilo fıstıklı kadayıf yemişler. Yüzlerce kahve fincan takımları göndermişler. Fincanlar 92 bin TL tutuyor. 92 bin TL fincan masrafıyla 460 ailenin bir aylık masrafını karşılayabiliyorsunuz.”

Kayyum Cumali Atilla, 2 milyon 127 bin 725 TL harcayarak kendisine lüks bir makam odası yaptırmıştı.

Ayrıca Kayyum Atilla’nın 2019 yılının ilk 3 ayında Özel Kalem bütçesinden yaptığı yemek harcamaları da dikkat çekmişti. Ocak ayınca 59 bin liralık yemek harcaması yapan Atilla, Şubat ayında çıtayı yükselterek bunu 80 bin 427 liraya çıkarmış. Seçim çalışmalarının başladığı Mart ayında 105 bin liralık yemek bedelini Özel Kalem bütçesinden karşılayan Atilla, Nisan ayının 6’ncı gününden 12’sine kadar 6 günde 11 bin liralık yemek bedelini de Özel Kalem bütçesinden karşılamış.

Mardin Büyükşehir Belediyesi kayyumu Vali Mustafa Yaman da, 2019’un ilk 3 ayında belediye bütçesinden “ağırlama bedeli” ve kente seçim çalışmaları için gelen AKP’li bakanlar için toplamda 1 milyon 588 bin TL harcadı.

Kuruyemiş ve kahve alımı için ödenen miktar, söz konusu harcamaların en dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Kayyum yönetimi, Ocak ayında 34 bin 550 TL, Şubat’ta 73 bin 900 TL ve Mart’ta 56 bin 100 TL olmak üzere toplamda 164 bin 550 TL’ye sadece kuruyemiş ve kahve alımı yaptı. 3 kalem şeklinde faturalandırılan harcamalar, “ağırlama bedeli” olarak kayıt altına alındı. “Ağırlanan” kişilerin kim olduğuna dair ise herhangi bir bilgiye yer verilmedi.

Van Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyum, 3 yıl içerisinde belediyeye 1 milyar 389 milyon TL borç bıraktı. Van Büyükşehir Belediyesi’nin ilk meclis toplantısında belediyenin borcunu açıklayan Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan, “Büyükşehir belediyesinin mevcut borç durumu 1 buçuk milyar TL’nin üzerindedir” demişti.

Kayyım atanan 13 belediyede toplam 196 usulsüzlük

Sayıştay’ın Kamu İdareleri Denetim Raporu’nda, kayyım atanan beledeyilerdeki usülsüzlükler tek tek sıralandı, üçü büyükşehir olmak üzere, kayyım atanan 13 belediyede toplam 196 usulsüzlük tespit edildi.

Türkiye’de kaç milyon insanın evi yok

Türkiye genelinde 15 milyon 514 bin 953 konut var. TUİK’e göre Türkiye’de ev sahibi olan kişi sayısı 13,2 milyon. 6,7 milyon hanede ise kiracılar yaşıyor.

Türkiye’de en çok kiracı İstanbul’da bulunuyor. İstanbul dünyanın en yaşanabilir şehirler listesinde 12 basamak geriye düşerek 134’üncü sırada yer alıyor.

Türkiye’de temel gıda ve temizlik ürünlerinden yüzde 1 yüzde 8 ile yüzde 18 arasında değişen vergiler alınıyor. En temel yaşamsal ürünler bile vergiye tabi. Pırlantadan ise 1 Ağustos 2004 tarihinden itibaren vergi alınmıyor. Pırlanın KDV’si 0, normal ekmeğin KDV’si yüzde 1 katkılı ekmeklerin KDV’leri yüzde 8,  et, meyve ve sebzelerin satışında KDV oranı yüzde 8. Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin demek isterdim ama marketten bir paket makarna alırsanız yüzde 8 lokantada bir tabak makarna yerseniz yüzde 18 katma değer vergisi ödeyeceğinizi unutmayın.

Türkiye’de iyi yaşam için maaş ne kadar olmalı?

Asgari ücret, halen bekar bir işçi için aylık brüt 2 bin 558 lira 40 kuruş, vergiler ve kesintiler düştüğünde net 2 bin 20 lira 90 kuruş olarak uygulanıyor. Bu pahalılık ve enflasyonda bu maaşa yaşayabilmek gerçekten ruh, beden ve akıl sağlığını olumsuz etkiliyor.

TÜRK-İŞ’e göre, asgari ücret en az 2 bin 578 lira olmalı. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ise asgari ücretin asgari geçim indirimi (AGİ) hariç net 3 bin 200 TL olmasını istiyor.

Erdoğan ve ailesi ile AKP’liler zekâtlarını nereye veriyor? Verdikleri zekâtlar neticesinde kaç yoksulun ekonomik durumu düzeldi? Kaç hasta tedavi edildi? Kaç vatandaşın borçları silindi? Erdoğan’ın zekâtları ile kaç çocuk okutuldu? Kaç ana babanın yüzü güldü? Gibi sorular ise uzun bir süre daha yanıtsız kalmaya devam edecek.

Erdoğan, Yıldırım ve tüm AKP’li bakan ve milletvekillerinin mal varlıkları merak ediliyor. Ancak en çok Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar ve Egemen Bağış’ın mal varlıkları halk tarafından merak ediliyor.

Birkaç ayet ile bitireyim ama Egemen Bağış gibi Bakara suresine Makara deyip alaya almadan yapayım bunu.

Allah İsraf hakkında Erdoğan, AKP’liler ve tüm Müslümanlara şöyle diyor; İsra Suresi, 26- 27. ayetler: Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. AKP’liler dikkat: Bu ayetin sadece akraba boyutu ile ilgilenip torpil yapmaya izin aramayın.

Nisa Suresi, 142. ayet: Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah’ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak çok az anarlar.

Son olarak Erdoğan ve tüm zenginlerin, özellikle bir yüzükle gelip dünyaları satın alanların saraylarında, yatlarında, katlarında, televizyon ve gazetelerinde, fabrikalarında kısaca tüm mal varlığında benim de hakkım var! Sizin de hakkınız var! Peki bu hakkı nasıl alacağız? Erdoğan bize yedirir mi? Sanmam! O bu sofrada pek de ortak istemiyor. Hem boş verin yemeyin! Çünkü bu sofra kazanından kırıntısına kadar haramdır!

Ragıp Kamil İlbeyi

 

 

© ekvatorhaber.com Lütfen haber ve içerikleri kaynak belirterek kullanınız ve bağlantı linki veriniz.