Ekvator Haber

Eğirdir Gölü’nü Kurtar!

Eğirdir Gölü’nü Kurtar!
Avatar
Yusuf Yavuz( yusuf_yavuz2004@yahoo.com )
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.
2
08 Şubat 2019 - 10:07

İstanbul’da bir araya gelecek sivil toplum örgütleri ve bilim insanları, kuruma tehdidi altındaki ‘Eğirdir Gölü’nü Kurtar’ etkinliğinde gölün geleceğini tartışacak…

Yusuf Yavuz

Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su kaynağı olan Isparta’daki Eğirdir Gölü, bir çok koruma şemsiyesi bulunmasına rağmen hatalı uygulamalar yüzünden sularını gittikçe kaybediyor. Gölün suları tarımsal sulama için adeta ölçüsüzce hortumlanırken, DSİ eliyle çevredeki su kaynaklarının üzerine yapılan göletler de Eğirdir Gölü’nün su rejimini olumsuz yönde etkiliyor. Geçtiğimiz sonbaharda gölde yaşanan korkunç çekilmenin ardından yetkililer sorunu buharlaşmaya bağlamıştı. Ancak bilim insanları ve kamuoyunun görüşü gölün kötü yönetildiği yönünde. Eğirdir Gölü’nü sağlıklı biçimde geleceğe taşımak isteyen Ispartalı sivil toplum örgütleri bilim insanları İstanbul’da düzenlenen etkinlikte bir araya geliyor. “Eğirdir Gölü’nü Kurtar” başlığını taşıyan konferans, 10 Şubat Pazar günü Yalvaçlılar Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin Samatya’daki merkezinde gerçekleştirilecek.

TÜRKİYE’NİN SAZAN VE KEREVİT DEPOSUNDA HÜZÜNLÜ BEKLEYİŞ

Göller Bölgesi’nin kalbinde yer alan Eğirdir Gölü bir zamanlar Türkiye’nin sazan ve kerevit deposu olarak biliniyordu. Doğal güzelliği ile de göz kamaştıran göl ve çevresi, dünyanın her yerinden doğa tutkunlarını da bölgeye çekiyordu. Ancak bölge halkının en önemli geçim kaynaklarından biri olan Eğirdir Gölü kötü yönetilmesi yüzünden eski günlerini arar hale geldi. Tarımsal sulama amacıyla ölçüsüzce gölden çekilen suların yarattığı azalmaya çevredeki su kaynakları üzerinde inşa edilen çok sayıda gölet de eklenince Eğirdir Gölü’nün su rejimi bozuldu.

GÖL ÇEKİLİYOR, YETKİLİLER ‘MERAK ETMEYİN’ DİYOR

Geçtiğimiz sonbaharda su seviyesi iyice düşen Eğirdir Gölü’nde yaşanan gözle görülür düzeydeki çekilme yöre halkını tedirgin etmeye yetti. Konuyla ilgili endişeleri dile getiren ve yetkililer önlem almaya davet eden açıklamalara yetkililerin yanıtı “merak etmeyin, endişeye gerek yok” şeklinde oldu. Göldeki çekilmeyi küresel ısınmaya bağlı kuraklığa ve aşırı sıcaklar yüzünden yaşanan buharlaşmaya bağlayan yetkililerin açıklamaları bölge halkını tatmin etmeye yetmeyince Ispartalı sivil toplum örgütleri Eğirdir Gölü’nü kurtarmak için harekete geçti.

EĞİRDİR GÖLÜ’NÜ KURTAR KONFERANSI 10 ŞUBAT’TA SAMATYA’DA

İstanbul Samatya’da bulunan Yalvaçlılar Kültür ve Yardımlaşma Derneğinde  bir araya gelen çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi, “Eğirdir Gölü’nü Kurtar” adını verdikleri konferansla gölün sorunlarını ve çözüm yollarını tartışacak. 10 Şubat pazar günü saat 10:00’da gerçekleştirilecek olan kahvaltı ile başlaması planlanan etkinliği Prof. Dr. Rukiye Eker yönetecek.

EĞİRDİR GÖLÜNÜ KAYBEDERSEK NE OLUR

Prof. Dr. Rukiye Eker, Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, Uzm. Dr. Süleyman Altın ve Ali Mahir Kadayıfçı’nın birer konuşmacı olarak katılacağı etkinlikte Gazeteci Yusuf Yavuz da bir sunum gerçekleştirecek. Konferansta, Eğirdir Gölü’nü tehdit eden uygulamaların yanısıra kurumanın halk sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik sunumlar da gerçekleştirilecek. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun destek verdiği etkinlik sonunda bir de sonuç bildirgesi hazırlanması planlanıyor.

YARD. DOÇ. DR. KESİCİ: ‘AKIL VE BİLİM VARKEN ÇÖZÜME BAŞLAYALIM’

Etkinlik öncesinde konuyla ilgili çağrıda bulunan Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, Eğirdir Gölü’nün giderek kurumasıyla ilgili sorunu yok saymanın evin tozunu halının altına süpürmeye benzediğine dikkat çekerek şunları dile getirdi: “Oysa halının altında o tozun durduğunu biliriz. Yapılması gereken, o tozun evden süpürülmesidir. Halbuki;temel kuruma sorununu başka bahanelerle bastırmaya çalışmak, onu ele almaktan ve çözüme ulaştırmaya çalışmaktan daha zordur. Gölde kuruma yokmuş gibi davranmak, bunu gündeme bile almamak daha çok yok edicidir. Göldeki buharlaşma sanki ilk kez yaşanıyormuş gibi ‘sorun buharlaşmada’, ‘merak etmeyin yağmurlar geliyor’ demek  çözüm değildir. Akıl ve bilim varken, çözüm belliyken, gelin konuşalım. Gelin çözüme başlayalım.”