Emeğin karşılığını vermeyenler Müslüman olabilir mi?

Emeğin karşılığını vermeyenler Müslüman olabilir mi?

Kendisine sevgiyi, merhameti, şefkati ilke edinen, bağışlayan, esirgeyen, gözeten, iyilik ve hayrın kaynağı, eşi, benzeri, ortağı ve çocukları olmayan, yaratılmayan ama yaratan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yüce ve tek ilah olan Allah’ın adı ile…

Allah’tan esenlik, sağlık, huzur, ihlas ve sarsılmaz güçlü bir iman diliyorum hepimize. Allah’ın selamı üzerine olsun. Bu Cuma günü İnşallah kardeşliğe, birliğe vesile olsun. Müslümanlar arasında sevgi ve barış egemen olsun. Kutuplaştırıcı beşeri ideolojilerin, etnik ve inanç temelli ayrımcılığın, emperyalizmin ve kapitalist sömürü düzeni ile siyasi fitnelerin toplum üzerinde etkisiz olmasını, insanların eşit, özgür, mutlu ve güvenli bir yaşam sürmesini diliyorum yüce Allah’tan.

Lâ ilahe illallah: Hiçbir ilah yoktur tapılacak ve üzerimize egemen olacak Allah’tan başka! ekvatorhaber.com

Her cihazın bir kullanım kılavuzu vardır. İman eden Müslümanların kılavuzu ise Kuran’dır.

Kuran okumayan, anlamayan, yaşamına uygulamayan bir insan Müslüman olabilir mi? İman ve amel birbirinden bağımsız mıdır yoksa bağlantılı mı?

Sosyal medya uygulamalarına gömülüp zaman geçiren ve zamanın kıymetini bilmeyen, elinde olan zamanı israf eden ve ilerleyen yaşında boşa geçen ömrüne ağlayacak olanlar sesime kulak verin.

Her yazıyı okuyan, her sözü dinleyen ve boş konuşmalar ile tartışmalar içine giren insanlar; neden Kuran okumaz, Kuran’dan konuşmaz, ayetleri hakkında düşünmez, münazara etmez ve yaşamında Allah’ın emir ve yasaklarını uygulamaz?

Değerli Müslüman kardeşlerim!

Sizlerin Mümin olduğunuzun ölçüsü sakalınız, tesbihiniz, turistik haj ziyaretiniz, “İnşallah”, “Maşallah”, “Allah’u ekber” sözleriniz değil, adaletli, güvenilir, dürüst, erdemli, ihlaslı, takvalı, bilgili, olgun, iyiliksever, paylaşan, yapmacık değil doğal, içten bir teslimiyet ile uyku dışındaki tüm zamanı ibadete dönüştürmenizdir.

Ey Allah’a ve ondan gelen kitaba ve elçiye iman ettiğini söyleyenler beni işitin ve söylediklerim üzerinde düşünün!

Gün bitiminde yazar kasalar gün sonu fişi yazarlar. Peki, siz uyumadan önce kendi kendinizi hesaba çekiyor musunuz? Bugün etkisiz mi geçti? Günah işlediniz mi? Ne gibi sevaplar işlediniz? Günahlardan korundunuz mu?

Tüm bunların kontrolünü yapabilmek için bol bol anlamak ve uygulamak üzere Kuran okumalıyız.

Eğer Kuran okumaz ve yaşamımıza uygulamazsak ve tüm bunlara rağmen Kuran’a ve öncesinde indirilenlere iman ettiğimizi, inandığımızı, yazılanları onayladığımızı söylüyorsak ancak birer yalancı olarak kendimizi kandırırız. Oysa Allah her şeyi en ince ayrıntısı ile bilendir.

İlke emri ”oku” olan dine tabi olanlar neden Allah’ın ayetlerini okumakta ve yaşama uygulamakta gaflet ediyorsunuz?

Allah bizlere şöyle seslenmedi mi?
”Oku! Yaradan Rabbinin adı ile! O, insanı bir alakadan (embriyodan) yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, (ilim veren) kalemle yazmayı (eğiten, geliştiren) öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir.” (Alak,96:1-5)

Adalet, dürüstlük, emaneti koruma ve sahibine geri verme, emek ve hak sahibinin hakkını zamanında verme, insanları aldatmamak, doğru sözlü olmak, elinden, dilinden, belinden insanların amanda olduğu erdemli insanlar toplum içindeki en güzel örneklerdir. İşte böyle insanların adı Müslümandır. Kimlikte Müslüman yazmak ile Allah indinde İslam’a girilmiş olunmuyor!

Elhamdülillah ki bir “hayırlı Cumalar” “kopyala yapıştır veya ilet” mesajlarına karşın Kuran’dan ve nebevi davranışlardan öğütleri Müslüman kardeşlerimle paylaşabiliyorum. Peki kardeşlerim sizler insanlara ve Cuma gününe ne kadar değer veriyorsunuz? İki söz yazmaya, Kuran ayetleri hakkında anladığını anlatmaya üşeniyor musunuz yoksa Allah’ın ayetlerinin yaşamınızda yeri olmadığı için kitaptan aktaracağınız hiçbir söz ve bilgi de mi yok?

İslam dininde din adamlarına yer yok! Önce adam sonra dindar olacağız. İlim öğrenmek, eğitimli bireyler olmak kadın erkek hepimize farzdır.

Aziz kardeşlerim, İslamiyet’te ruhbanlara yer yoktur. Din adamları da defalarca kınanmıştır kitabımızda. İlim öğrenmek kadın erkek herkese farzdır. Ölüm hak, ne zaman ve nasıl geleceği bilinmezdir. Neye güveniyoruz da bu kadar pervasızca hareket edebiliyoruz?

Bakınız Allah teala sizlere Al-i İmran suresinin 185 ile 190. ayetleri arasında neler diyor…

”Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.”

”Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.”

”Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!”

”Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.”

”Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”

”Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.”

Çok mu güçlüyüz, yoksa çok mu cesuruz? Neden yaşamınızda ilahi mesajlara yer yok? Belki de anne ve babamız Müslüman olmasa, Müslüman bile olmayacaktık?

Peki bir soru sorayım sizlere, sizce Müslüman olarak doğmamız “torpil”, “şans”, “rahmet” midir yoksa ağır bir yük ve imtihan mıdır?

Gaflet etmeyin! Şimdi kitaba sarılın ve; Furkan Suresi 30. Ayetin konusu siz olmayın “Allah’ın Rasulü: “Ey Rabbim, benim kavmim, benim ümmetim, yakışıksız sözler söyleyerek bu Kur’ân’ı gözden çıkarılmış, terkedilmiş hale getirdi” dedi.”

Allah’ın kitabına sıkı sıkı sarılın ve onunla amel edin. Ne kendinizi kandırın, ne haddinizi aşarak Allah’ı aldatmaya çalışın! Olduğunuz gibi görünün, doğal olun.

Sizlere hutbemin sonunda Al-i İmran suresindeki şu ayet ile seslenmek istiyorum.

“Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yığınla emanet bıraksan onu sana öder. Öylesi de vardır ki, ona bir tek dinar emanet etsen bile başında beklemedikçe onu sana ödemez. Bu, on­ların: “Ümmîler hakkında bize karşı bir sorumluluk yoktur” demelerindendir. Onlar bile bile Allah’a karşı yalan söylemekte­dirler.”
Al-i İmran Suresi 75. Ayet

Cuma ve Allah’ın diğer günleri hayır ve bereket üzeredir. Ne Cuma ne Cumartesi ne de Perşembe kimsenin temennisine muhtaç değildir. Önemli olan günlerin değil insanların hayırlı olabilmesidir.

Ragıp Kâmil İlbeyi

Allah’tan başka ilahlar edinmek: Tevhid’in gizli ortakları din adamları

Ragıp Kamil İlbeyi
Ragıp Kamil İlbeyi( ilbeyi@ekvatorhaber.com )
Ragıp Kamil İlbeyi çeşitli haber sitelerinde yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. Kanal 12 Televizyonu için çeşitli televizyon programları hazırlamış ve sunmuştur. İlbeyi, bağımsız gazeteci ve teolog olarak görev yapmaya devam etmektedir.