erkinses reklam
erkinses reklam

Ekvator Haber

Ayasofya: Gasp edilen bir mabette namaza durmak

Ayasofya: Gasp edilen bir mabette namaza durmak
Ragıp Kamil İlbeyi
Ragıp Kamil İlbeyi( ilbeyi@ekvatorhaber.com )
Ragıp Kamil İlbeyi çeşitli haber sitelerinde yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. Kanal 12 Televizyonu için çeşitli televizyon programları hazırlamış ve sunmuştur. İlbeyi, bağımsız gazeteci ve teolog olarak görev yapmaya devam etmektedir.
4.636
10 Temmuz 2020 - 15:08

Tarihimiz de pek çok savaş yaşandı. Kimi zaman uluslar ve halklar, kimi zaman aynı halk birbiriyle savaştı. Savaşların olmadığı zamanlarda insanlar birbirleriyle çatıştı. Miras için kardeşler kardeşlerine düşman oldu. Saltanat için kendi kardeşini, babasını, amcasını, kundaktaki bebekleri katleden padişahlar bile var.

Ve halkımız bu katliamları hoş görüyor. Devletin bekası, sultanın tahtı için insanların katledebileceğini, hatta günahsız bebeklerin dahi boğdurulabileceğini savunuyorlar.

Bunu söyleyen insanlar kendilerine Evlad-ı Fatihan diyorlar. Onlar kendilerinin Osmanlı torunu olduğunu iddia ediyorlar. Aslında her biri değersiz birer tebaa, padişahın kulları…

Oysa Osmanlı sadece bir aileydi. Kendisinin Osmanlı torunu olduğunu iddia edenler, çalıştığı fabrikanın kendisine ait olduğunu iddia eden işçiden farksız. Kendisini içi boş ve temelsiz sözlerle kandırıyor.

Osmanlı torunu yada Türk!

Ben Osmanlı torunu değilim. Ben Türk’üm ve Türkler Osmanlıdan ibaret olmadığı gibi, Emevi, Abbasi, Bizans, Moğol dönemlerine nazaran en acılı günleri, en kanlı katliamları Osmanlı eliyle yaşamıştır. Bunda Osmanlı’nın hangi millete ait olduğu belli olmayan, DNA’ları karışık, anaları, karıları ve haremdeki cariyeleri tarafından oyuncak edilen padişahların ve devşirilip sarayda en üstün mertebeye getirilen Osmanlı hizmetkarı Türk düşmanı paşaların, sadrazamların, vezirlerin rolü büyüktür. Türk’ün kapısının önünden geçemediği Enderun’da eğitilen dönmeler padişahtan alamadıkları intikamı Türklerden almıştır.

Ve bugün tarihi bilmeyen, tarihi AKP’nin yandaş TV’lerinin hazırladığı dizilerden öğrenenler bizim Türklüğümüzü, imanımızı sorguluyor.

Ben Ayasofya konusunda buranın ilk günkü gibi hangi amaca hizmet etmek için yapıldıysa bu şekilde kalmasının taraftarıyım.

Türkiye dini bir merkez olabilirdi…

Türkiye’de devlet aklı çalışsa hem Sünnilerinin, hem Hristiyan Ortodoksların, Süryanilerin, Alevilerin, Bektaşilerin, Rumların inanç merkezi, kollayıcısı ve uluslararası temsilcisi savunucu, onlar hakkında konuşacak tek devlet olurdu.

Ama devletin dayattığı Sünni değil Suni din nedeniyle, popülist siyaset yapmaktan beynini kullanmaya fırsatı olmayan siyasetçiler nedeniyle bunu gerçekleştirmek henüz imkansız.

Eğer dayatmacı, baskıcı, mahalle dini yerine Muhammedi İslam egemen olsaydı bugün barış içinde Türkiye’de yaşıyor olurduk.

Sizler bu kafa yapısı ile Anadolu’nun köklü ağaçları olan başta Ortodoks ve Süryani Hristiyanlarla, Alevilerle, Bektaşilerle yada sizinle aynı inanca sahip olmayan ama aynı topraklardan beslenen her bir ağaca, her bir mis kokulu çiçeğe saldırıyorsunuz.

Taşları kutmasayı terk edin putperestler!

Ben Ayasofya’nın cami olmasına karşıyım. Ben camiye çevrilen kiliselere, kiliselere çevrilen camilere karşıyım.

Taşları ve betonları kutsamayı artık terk edin.

Çağlar önce taşları kutsamak ile başlayan, taşa değer verip insanı hor gören zihniyet bugün plaza ve sarayları kutsayıp, gecekondularda sönen hayatları görmezlikten gelmekle devam ediyor.

Barış içinde yaşayacağımız bir dünya arzuluyorum. Hristiyan, Musevi, Şii, Sünni, Alevi, Budist, ateist, deist vesaire, Allah’un kulları ile ekmeğimi bölüşmek, onlara su ve şeker ikram etmek istiyorum.

Ben artık barış içinde bir dünya istiyorum ve ölmeden önce cenneti bu dünyada görmek istiyorum.

Bu dünyada her türlü nimeti ve muazzam nizamı ile evrenlerin yüce sahibi, tek ve eşi benzeri olmayan rabbimiz tarafından bir cennet olarak var edilmiştir. Zaten Kuran’da da cennette verilecek olan rızıkların dünyadakilerin aynısı yada benzeri olduğu açıklanmıştır. Cennete sadece bugün dünyada kargaşa çıkaran zihniyet ve kişiler, sistemleri ideolojiler olmayacaktır. Demek ki bunların olmadığı her yer cennettir.

Cennet isteyip cehennemi yaşatmayın

Ben barış işinde bir hayat istiyorum. Bir Türk olarak, Ermenilerle, Kürtler, Yunanlılarla, Rumlarla, iman eden bir mümin olarak kitap ehliyle düşman olmayı, Tevhit inancında olmasa bile yer yüzünde kargaşa ve bozgunculuk çıkarmayıp kendi halinde olduğu sürece her türlü düşünce ve güruh ile de düşman olmayı kabul etmiyorum. Tartışmak kavga etmek değildir. İlmi ve dini münazaralar saygınlık içinde de yapılabilir.

Ben kendimi Türkiyeli bir Hristiyan’ın yada Musevi’nin yerine koydum. Gördüm ki bu ülkede bu dinlere ve bu dinlere inanan insanlara karşı ürkütücü bir ön yargı var.

Eğer bir gün Türkiye’den çıkıp her hangi bir ülkeye giderseniz orada başka dinlere mensup olan pek çok insanın barış içinde yaşadığına, insanların çoğunluğunun birbirine saygı duyduğuna şahit olacak ve eğer siz kendinize izin verseniz diğer dinleri de tanımış olacaksınız.

Muhammed aleyhisselam ne yapardı?

Ben Müslümanlara her zaman kendileri son peygamber Abdullah oğlu Muhammed Mustafa’yı örnek almalarını öneriyorum. Allah’ın elçisi adalet ve barışın insan formuna bürünmüş halidir ve o bizlere bizler gibi olmayanlarla nasıl ne şekilde yaşamamız gerektiğini göstermiştir.

Ama Allah’ın elçisi hakkında zerrece bilgisi olmayanlar, Kuran’ın yani Allah’ın çağrısını, öğüt ve emirlerini anlamayan, atalarının dinine uyan buna rağmen kendilerine Müslüman diyenlerin bunu anlamaları zordur.
Ey insanlar, Müminler ile ana babalarından dolayı Müslüman olanları ve devlet siyaseti gereği her kimliğinde İslam yazanları Mümin sanmayın.
Bizler hayatımızın her anında kendimize Allah’ın elçisini örnek aldık ve o başka dinden olanlara saldırgan değildir. Savaşlardaki ganimette hırsızlık değildir. Ülkeler savaşlara hazineleri ile birlikte katılırdı. Çünkü bırakacakları bir banka ve güvenli kasalar yoktu. Çalınmasını engellemek için savaş alanına getirilirdi ve savaşı kaybeden devletler işte bu nedenle yıkılırdı. Çünkü ekonomileri tamamen bitmiş hazineleri boşalmış olur askerlerine verecek maaş bile bulamazlardı.

İslam’ı Müslümanlarla değil Kuran, Muhammed aleyhisselam ve Ehlibeyt ile yargılayın

Allah’ın elçisi ve Ehlibeyt’ini yargılamak için onları tanımanız gerekir.
Ey Hristiyanlar, Museviler ve Müslümanların noksanlıklarını görüp bunun inandığı din bu ise ben bu dinden değilim deyip mürtet olanlar ve kendi inandığı dini öz kaynağından araştırıp okumak yerine kişilerle dine girip kişilerle çıkanlar sözüme kulak verin.

Hak sözde birleşelim. Yüzümüzü ancak Alemlerin tek ve eşi benzeri olmayan yüce rabbine dönelim. Şirkten arınalım. barış ülkesini kuralım. Bizler hayatımız boyunca ne kadar da çok suç işledik. Ama görüyorsunuz ki Allah ne kadar da merhametli. O bizi anında helak edebilirdi. Yaptığımız günah anında başımıza yıldırım da yağdırabilirdi. Ama yapmadı çünkü rabbimiz kendisine sevgiyi ilke edinen merhametin ve iyiliklerin tek kaynağı ve yaratıcısıdır. O halde bizler de Rabbimizin olmamızı istediği gibi olalım. Nasıl ki Rabi bizlere elçiler gönderdi. Aklımıza kitap etti. Bize ilim ile doğruyu ve yanlışı ayırt etmeyi öğretti o halde bizler de böyle yapalım.
Aklımızı kullanalım, barış içinde sağduyulu, ahlaklı ilkeli yaşayalım.

Ayasofya, İsa peygamberin takipçileri için Beytullah gibi mukaddestir

Ben Ayasofya’da hiç bir zaman namaza durmayacağım. Çünkü Ayasofya İsa Mesih’in takipçilerinin umudu, onlar için bir nevi Beytullah nazarındadır. Ama İseviler bir gün izin verir de burada namaz kıl dese o zaman kılabilirim. Çünkü gasp edilen bir yer veya eşyanın üzerinde namaz dahi kılınamaz. Bunu sizler bilmiyor musunuz?

Ayasofya bize ait değildir. Artık taassup ehli olmayın. Bırakın ya böyle müze olarak kalsın yada her iki din için ibadet zamanı tayin edilsin, yada eğer Allah’tan korkunuz varsa İsevilere ibadethanelerini geri verin.

Orada salâta durma! Allah’a anma yakarma ibadet etme ayeti

Tevbe Suresini hatırlayın!

Hani münafıklar bir mescit inşa etmişti de burada insanları salata çağırmışlardı. Ancak Allah teala orada müminlerin onu anmasını istememişti. Ve Muhammed Mustafa aleyhisselama vahyetmişti;

(Ey Nebim, Sen ve kıyamete kadar sadık ümmetin) Orada (İslami hareketi yaralamak ve düşmana yaranmak üzere kurulan mescitte ve mahfilde), sakın ve asla namaza durma! (Ayrılık ve münafıklık merkezine, mezhebine ve partisine katılma!) Elbette ilk gününden (ve temelinden) itibaren takva (ve Hakk dava) üzerine kurulan (ve bu farkını ve faziletini koruyan) mescitte salata durmak ve iyiliği yaymak (imana ve insanlığa) daha layıktır. (Çünkü) Orada (ruhen ve ahlâken) temizlenmeyi (Allah’ın rızasına ve rıdvanına erişmeyi) seven (adalet düzeninin hâkimiyetini gönülden isteyen mert ve metin) adamlar vardır. Allah da, (küfürden, kötülükten, günah kirinden ve nankörlükten) temizlenenleri elbette sevmektedir.

Sizin çoğunuzun bu ayetlerden haberi yokken, siz nasıl oluyor da utanmadan Kuran’a iman ettik diyorsunuz? Haydi bizleri kandırmaya cüret ettiniz de Alemlerin Rabbine karşı pek büyük bir söz söyleyip haddinizi aştığınızın farkın değil misiniz?

Türkiye’deki bazı gasp edilmiş kilise/camiler

Adana’daki Yağ cami, İstanbul’daki Ayasofya, Koca Mustafa Paşa Camii, Zeyrek Camii,İmrahor Camii,Kalenderhane Camii,Küçük Ayasofya Camii, Trabzon’daki Ortahisar Fatih Camii ve Ayasofya Cami bu gasplardan bazılarıdır.

Başta söylediğimi yine de söylüyorum fetih yada işgal gaspı meşru kılmaz.

Müslümanlar kendilerine ve mescitlerine, camilerine yapılmasını istemediklerini başka inançlara inanlara inananlara ve onların ibadethanelerine de yapamazlar.

Bu sözlerimi pek az kişinin anlayacağını, çoğunun bana saldıracağını, hakaret edip ihtira edeceğini biliyorum ama ben görüşlerimi düşünceleri özgürce söyleyemezsem hapiste olmanın yada sokakta olmanın ne fark kalacak?

© ekvatorhaber.com Lütfen haber ve içerikleri kaynak belirterek kullanınız ve bağlantı linki veriniz.