“Şiar”, eski dönemlerde gözleri hariç her tarafı zırhlarla kapanmış olan iki düşman askerin, hem birbirlerini tanıması hem de birbirlerine meydan okuması ve savaştaki hedefinin ne olduğunu ortaya koyması için şiir şeklinde söyledikleri nesirlerdir!

İmam Hüseyin (as) Aşura gününde pek çok şiarlar vermiştir. Şiarlarında kıyamının içeriğini belirtmiştir. “Niçin savaşıyorum, niçin teslim oluyorum, niçin kanımın son damlasına kadar direneceğim?” gibi sözleriyle bütün hedeflerini açıklamıştır. Fakat üzülerek belirtmeliyiz ki İmam Hüseyin (as) söylediği o şiarlar unutulmuş ve dostları tarafından onların yerine başka şiarlar koyulmuştur. Öyle şiarlar ki, İmamın kıyam ruhunu asla yansıtmamaktadır.

İmam Hüseyin’den sonra birbiri ardınca gelen dokuz imamın tümü Aşura’yı canlı tutmamızı, Hüseyin’in unutulmamasını ve bu mektebin canlı kalmasını bizlere emretmiştir. Bundaki maksat İmam’ın o gün söylediği sözleri her dönemin ve her mekânın insanlarına duyurmaktır. İmam Hüseyin (as.) sözünü söylemeden ölmeye gelmedi; O, sözlerini söylemek için ölümü göze aldı, sözlerini de söyledi, hedef ve maksadını da ortaya koydu ve öldü! Bundan dolayı her Müslümanın Aşura günü İmam’ın sözlerini öğrenmeleri gerekir, çünkü İslam’ı dirilten, zulüm ve zalimi yok eden bir şiarlardır!

Emevi teşkilatını kısa bir süre içerisinde sarsan ve yüzyıldan daha az bir zamanda yerle yeksan eden İmam’ın bu şiarlarıydı. Abbasiler beş yüz yıl iktidarda bulunmalarına rağmen Emeviler yüz yıl kadar bir müddet saltanatlarını sürdürebilmişler. Oysaki onların bin yıllık iktidar projeleri vardı. Hedefleri de durumu, İslam’dan önceki döneme çevirmekti, İslam maskesi altında cahiliyet dönemini ihya etmekti. Onların bu maskelerini düşüren ve oyunlarını bozan İmam Hüseyin (as.)’ın o günkü şiarlarıdır!

    Bunu böyle bildikten sonra şimdi de kısaca şiarlarından bazılarını aktarmaya çalışacağız:

Aşura günü İmam’ın iki türlü şiarını görüyoruz. Onlardan bir kısmı yalnızca İmam’ın şahsını, ailesini tanıtan şiarlardır. Bir bölüm şiarları da vardır ki şahsıyla birlikte düşüncelerini, duygularını, görüş ve ideolojisini de tanıtıyor. Biz burada yalnızca İmam’ın görüş ve hedefini belirten şiarlardan az bir bölümünü aktarmaya çalışıyoruz. Örneğin: “Ölmek, arlı yaşamaktan evladır. Arlı yaşamak cehenneme girmekten evladır”.

Bu şiarın adını; “Özgürlük Şiarı”“İzzet Şiarı” ve“Şeref Şiarı” koymak gerekir. Bu şiarla İmam bize şu mesajı veriyor; “ Gerçek bir Müslüman için ölmek zillete boyun eğmekten ve alçalarak yaşamaktan evladır”.

Diğer bir şiarı da şöyleydi; “Bilin ki şu zinazade oğlu zinazade, ( yani İbn-i Ziyad) beni ölmekle(Yezid’e) boyun eğmek arasında bırakmıştır. Bizde boyun eğmek yoktur! Ne Allah ne peygamber ne de Müminler bunu kabul ederler ve ne de pak ve temiz olan anneler ve izzet-i nefsi olan kimseler!”

Yani ben Allah’a kul olmakla özgürlüğünü kazanmış biriyim, onun elçisinin yolunda yürümüşüm. Kızı Fatıma gibi tertemiz birinin kucağında olmuş ve göğüslerinden süt emmişim, benim gibi hür bir Müslüman’ın Ziyad’ın oğlu gibi dünyevi değerler karşısında esir olmuş alçak birisine boyun eğmeyi, esir olmayı ve alçalmayı kabul etmesi mümkün olur mu hiç?! Heyhat minnezzilleh/ Bizde boyun eğme yoktur. Biz nerede alçalmak nerede?!”

Aşura günü İmam Hüseyin (as.)’ın şiarları bu tipten şiarlardır. Fakat matem tutan destelerin ( göğsünü elleriyle döven grupların) şiarları başka türden şiarlardır. “Zeynebim ey vay!” türünden hiç de Hüseyni şiarlarla ve onun ruhuyla uyuşmayan şiarlardır!

Hayır! İmam Hüseyin (as.)’ın azameti başka bir şeydir. Bizler başka birileriyiz! Göğüs dövmelerde ve okunan ağıtlarda söylenen şiarlar Hüseyni şiarlar olmalıdır. Evet ağıt okumalı, sine dövmeli ve gözlerden yaşlar akıtılmalıdır. Nitekim imamlar da bunu yapıyor ve yaptırıyorlardı. Fakat bu şartla ki bu şiarlar Hüseyni şiarlar olmalıdır; kendinden uydurulan şiarlar olmamalıdır. Örneğin İmam (as) bir şiarında şöyle haykırıyordu:

-“Ey insanlar! Hakk’a amel edilmediğini, batılın nehiy edilmediğini görmüyor musunuz? Böylesi şartlarda Mümin birinin( Hüseyin veya İmam birinin demiyor) Allah’a kavuşmayı böyle bir yaşama tercih etmesinde hakkı vardır”.

Veya şöyle haykırıyordu: “Ben ölümü saadet, zalimler ile yaşamayı ise zillet/alçaklık biliyorum”. İşte bu sözlerin her bir kelimesi altın suyuyla yazılıp dünyaya dağıtılması gereken sözlerdir.

İmam’ın bu ihya edici şiarları Kur’an’ın bu ayetinin muhatabıdır: “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin”. (Enfal: 24)