Anneler çocuklarını arıyor…

Anneler çocuklarını arıyor…

Cumartesi anneleri 24 yıldır seslerini duyurmak için mücadele ediyor. Çocuklarının, kardeşlerinin, ağabeylerinin akıbetini sorguluyorlar. Sessizce oturma eylemi yapmaları iktidar tarafından yasaklandı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası 16 ile 18 yaş arası 285 askeri okul öğrencisi ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış ancak Fethullah Gülen ile aynı yolda yürüyüp yağan yağmurda beraber ıslanan siyasiler ve bazı hatırı sayılır kara kaplı defter sahibi zengin iş adamları “kandırıldık” demiş, yargı onları görmezden gelmiş, “aldatıldık” diyen siyasiler ak’lanmış, devlet içinde cemaat yapılanmasının ve darbe teşebbüsün sorumluları; askeri öğrenciler, lohusa anneler, bankaya para yatıranlar, gazete aboneleri, kuryeler, kırtasiyeciler, öğretmenler ve cezaevlerindeki bebek ve çocuklar olarak kabul edildi.

Anneler AKP İstanbul il binası önünde toplanıp çocuklarını devletten istedi ancak polis onları engelledi. Annelerin yavrularını aramasına iktidar izin vermedi İstanbul Valiliği AKP önünde protesto yapmayı yasakladı.

Ve Diyarbakır’da HDP önünde anneler çocuklarını istedi PKK’dan. Devlet tüm organları ile anneleri desteklendi, basın eylemin daha da büyümesi için her haber bülteninde onlara yer verdi. TRT İstanbul’da metrobüs duraklarından Diyarbakır’da ise HDP il binası önünden canlı yayınlar gerçekleştirdi. STK’lar, aşiretler, şarkıcılar, magazin müsveddeleri hatta boynu bükük bir halde Aile Bakanı bile HDP kapısında oturup PKK’dan medet dilendi…

İktidar uzun bir süredir HDP’yi PKK’nın siyasi kanadı olarak kabul ettirmeye çalışıyor. HDP’li pekçok siyasetçinin PKK kadroları ile bağları olduğu kimseye gizli değil. Ancak devlet bunu bildiğine göre devletin kendisi, kendisini teröre yardım ve yataklık suçundan yargılamalı, öyle değil mi? Ve Apo ile yaptığı görüşmeler, Apo’nun ve Osman Öcalan’ın AKP’ye destekleri, Dolmabahçe Mutabakatı ve Kürt sorunu açılımı sonrası hendekler ve TSK kontrolünde YPG’nin Suriye’ye yerleştirilmesi, TSK tarafından eğitim verilen Peşmerge, Cumhurbaşkanı’nın Kürdistan açıklamaları, Diyarbakır’da “megri megriler” ve daha nicesi… binlerce sayfalık iddianame hazırlanır da sırf okuması 5 yıl sürer!

Anneler çocuklarını istiyor. Devlet annelere destek verdiğini söylüyor aynı devlet annelerin yüreğini dağlıyor gözlerini yaşartıyor, bazen gözaltına alıyor yetmiyor bir de şiddet uyguluyor. AKP iktidarı anaları kendi siyasi propagandası için kullanıyor. Ölen sivil ve asker çocukların, dağa çıkanların, zindanlara tıkılanların tek sorumlusu iktidar partisi ve onun küçük ortaklarıdır!

Henüz çocuktum babam bana Afgan Rus savaşını ve Sovyetleri yıkılışa götüren süreçleri anlatıyordu.

“Sovyetler yıllarca cephelerde en ön saflara Türkleri sürdü. Türkistan ve Kafkasyalı Türkler yani; Türkmen, Özbek, Kazak, Kırgız, Tatar, Azer, Yakut, Gagauz ve nicesi SSCB (Rusya Federasyonu) için savaştı.

Afganistan işgalinde de Rus ordusunda en ön saflarda Türkler savaşıyordu. Rus ordusunda Türk askerler Rusya için Afganistan’ı bombalıyordu. Pek çoğu nerede ve kimlere karşı savaştıklarını bilmiyordu bile. Türk askerlerinin ölmüş bedenleri Rusya’ya dönüyor kendisine gazetelerin 3. sayfalarında bile yer bulmuyordu…

Derken Rus ordusundaki Türkler karaya ayak bastıklarında karşılarında yine Türkleri buldu. Peştun, Tajik ve Pencap’tan daha çok Türkmen ve Özbekler onların karşısındaydı.

Her iki taraf da büyük bir şaşkınlık yaşıyordu şimdi ne olacaktı?

Pek çok Türk Afganistan’da savaşmayı reddetti. Kimi saflarını değiştirdi kimi silahlarını bırakıp cepheyi terk etti.

Üvey evlatlar SSCB için savaşmayınca Ruslar öz evlatlarını cepheye sürdüler. Kremlin Rus askerlerinin cesetleri ile dolmuş neredeyse her gün bir yenisi eklenerek onlarca cenaze kaldırılıyordu meydanlardan…

Olanlar Rus analarının sabrını taşırmış gözü yaşlı analar “Afganistan’da kurban edecek yavrumuz yok” demiş SSCB’de dalga dalga eylemler, grevler ve gösteriler yaşanmış sonunda anneler kazanmış Rusya Afganistan’dan çekilmiş, SSCB ağır bir darbe almış dünya mücahitlerine karşı güçsüz kalan koca komünist devlet yıkılmıştı… Evet annelerin göz yaşlarını ve eylemleri SSCB’nin sonunu getiren en önemli olaylardan biridir.

Şimdi Diyarbakır’da anneler PKK tarafindan zorla alıkonulan, kaçırılan yada aklı yıkanarak terör örgütü için militanlaştırılan evlatlarını PKK’ya yakınlığı ile bilinen HDP’den istiyor.

Aslında mesele PKK’ya yada PKK’nın yönetici kadrosuna yakın olmaksa Abdullah Öcalan AKP’ye, Osman Öcalan TRT’ye, Dolmabahçe Mutabakatı ile Ankara Kandil’e daha yakındır!

Diyarbakır’da evlatlarını arayan ailelerin dramı her haner bülteninde canlı olarak veriliyor. Polis onları koruyor, devlet destek veriyor hatta Aile Bakanı elinden şekeri alınmış yetim gibi devleti temsilen PKK’nin siyasi kanadı ilan ettikleri partinin il başkanlığının önünde oturuyor elinde mendil gözleri buğulu…

Ağlamak moda oldu. Fethullah Gülen ile başlayan ağlama modası Recep Tayyip Erdoğan ile devam etti. Erdoğan ve tüm AKP’de Gülen’in eski destekçileri ve siyasi ayağı olduğuna göre ağlayarak kitleleri etkileme stratejisinin kimlerden örnek alındığı açıkça belli olur.

Acıklı bir Yeşilçam filmi izliyoruz…

İstanbul’da da anneler çocuklarını istiyor. Devletten istiyor çünkü onların yavrularını deblet alıkoyuyor ama AKP önünde eylem yapıp yavrularını istedikleri için polis onları buraya yaklaştırmıyor valilik eylem yapmalarına izin vermiyor.

16 ile 18 yaşlarında askeri okul ogrencileri tutuklu. Hem asker hem öğrenci emirlere uymaktan başka bir sucu yok. Emir demiri keser…

Partinin adı adalet ile başlıyor ama dünya üzerinde ne kadar adaletsizlik varsa bünyesinde barındırıyor. Kalkınma diyor ülke hızla iflasa gidiyor. Ekonomik ve sosyo kültürel olarak dibe batıyor.

İktidar yeni projeler geliştirmekte yavaşladığı gibi yeni senaryolarda yazamıyor. Payitaht dizisinin senaristleri cumhurbaşkanı danışmanı olsa daha iyi sonuçlar alabilir belki. Nede olsa tarih kurgu üzerine bina edilir ve devlet neyin anlatılmasını isterse tarih olarak bunlar okutulur.

Bir döneme kadar hitlerin yolunun aynısı izlendi. Şimdi Rusya tarihinden kesitler kurgulanıyor.

Dizi film gibi Ankara’da aksiyon ve entrika eksik olmuyor.

Çocuk katilleri, vicdan sömürücüleri, annelerin gözyaşları ve acılarını siyasi malzeme ve propagandaya çeviren ahlâk düşkünü insan görünümlü yaratıklar çok uzakta değil!

Tarih her zalimi lanet ile anmıştır. Zalimlerin sonu hazin ve ibretli olur. Onların feci akıbetlerinden ancak erdemli insanlar öğüt alır ve Hüseynî davanın birer devrim neferi olarak zulme karşı savaşırlar.

Bu yiğitler bazen Kerbela’da bazen Arjantin’de bazen Küba’da bazen İspanya’da bazen İtalya’da bazen de Türkiye’de ortaya çıkabilirler.

Birgün mutlaka zalimlerden hesap sorulacak. Bir şekilde her zalim hesabını diyetini ödeyecek. Ne kadar asker, polis, yargı, basın, devlet organları, tarikatlar, cemaatler emrinde de olsa her hangi bir zalimin erdemli bir mücadeleye, belki şehadete yenilmek zorundadır.

Kutsal davamızın ve onurlu yaşamımızın unutulmaz devrimi ışığı İmam Hüseyin’den aldığım bu cesaret ile gerçeği dile getirmekten korkmuyorum. Bu nedenle mücadelemi kalemim ile yapıyorum. Eğer gerçekleri dile getirmezsem bakamam annelerin yüzlerine ve hesap veremem Allah’a!

Ragıp Kamil İlbeyi
Ragıp Kamil İlbeyi( ilbeyi@ekvatorhaber.com )
Ragıp Kamil İlbeyi çeşitli haber sitelerinde yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. Kanal 12 Televizyonu için çeşitli televizyon programları hazırlamış ve sunmuştur. İlbeyi, bağımsız gazeteci ve teolog olarak görev yapmaya devam etmektedir.