erkinses reklam
erkinses reklam

Ekvator Haber

Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve Kelime-i Tevhit

Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve kelime-i tevhit inancı pek çok düşüncesi ile diğer İslami ekol ve düşüncelerden farklıdır. Onlardan biri de velayet kavramı ve kelime-i tevhittir. Aleviler vahdet kavramı ve kelime-i tevhit hakkında neler düşünüyor? İşte bir Alevi dervişinin kaleminden Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve kelime-i tevhit

Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve Kelime-i Tevhit
162
07 Kasım 2019 - 9:21

Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve kelime-i tevhit inancı pek çok düşüncesi ile diğer İslami ekol ve düşüncelerden farklıdır. Onlardan biri de velayet kavramı ve kelime-i tevhittir. Aleviler vahdet kavramı ve kelime-i tevhit hakkında neler düşünüyor? İşte bir Alevi dervişinin kaleminden Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve kelime-i tevhit

İsmail Baki

Kurtuluş sloganı “la” ve “illa” üzerine. La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah Alidir Veliyullah aslında Elesti Bezminin sloganıdır. “La” diyen ve “İlla” diyenler. İşte tüm mesele bu. Elesti Bezminden bu yana insanoğlu neye la (hayır), neye illa (evet) dedi?

Allah’a mı yoksa kutsal kitabına mı?

Allah yok diyenlere kendini mi gösterdi?

Bir şey gösterildi de ve bana ikrar edin denildi de gördüğünü neden inkar etsin ki insan?

Ya da ne gördü, zamana-mekana sığmayan, elle tutulmayan, gözle görülmeyen Allah’ı mı  gözle görüp inkar  etti insan?

Yoksa insanın illa dediği Allah’ın kendisi miydi? Başka bir şey miydi?

Din, akılla algılanır, gönülle yaşanır

Din, akılla algılanır, gönülle yaşanır. İkisi arasında tefekkür hakikat arayıcısıdır. Birlikte arayalım müsaadenizle.

İmam Muhammed Bakır’a sordular:
“Ya Resulullahın oğlu, Elesti Bezminde hakka ikrar ettikten sonra hak bir daha hiç göründü mü?”

İmam buyurdu:
“Hiç kaybolmadı ve hep sizin aranızdaydı”. Adam biraz düşündü ve birden haykırdı: “Tamam, buldum! O hak Allah’ın Resulleri şimdi de sizlersiniz” Adam dışarı çıkıp “Aradığımız hak Muhammed Bakırdır” dedi.

İmam o adamı cezalandırdı. İmamın yarenleri sordu:
”Ey Allah’ın yeryüzündeki hücceti biz de aynı şeyi söylüyoruz, bizi neden cezalandırmıyorsunuz? “

İmam Muhammed Bakır buyurdu:
”Siz, sırrı faş (açığa) etmiyorsunuz”

Şimdi bu hadisi birlikte anlamaya çalışalım.

Türkiyeli Alevi Dervişlerinden İsmail Baki’nin Kerbela ziyaretine ait fotoğraf. Kaynak: İsmail Baki vahdet kavramı ve Kelime-i Tevhit ilkesini Alevi tarikat yolu inancına göre açıkladı.

“En güzel isimler Allah’ındır”

Hak, Allah demek değil. Allah’ın ”cömertlik” gibi bir sıfatıdır. Bu isim, bir hakikat rengidir, Kuranı Kerim’de “En güzel isimler Allah’ındır” kendisinde bu rengi barındıran herkes hak ile buluşmuş mümin yada muttaki yada salih kul olur. 

Bunun Türkçe manası aynen şudur: Kendi kabınca hak ile hak olmak; İmam Ali yeryüzündeki hak nurunun kendisidir. Allah’ın en seçkin ve yüce nurudur. Allah’a doğru seyri sülük yolculuğu yapan herkes ancak o nura kadar ulaşır.

İmam Ali buyurdu:
”Ben Allah ile kullar arasında bir perdeyim. Ben kullar için varılacak son noktayım!”

O halde Elesti Bezminden ikrarımız Allah’a değil hakka idi. Yani 14 masumu pak Allah ile ikrarlaştı, bizlerde onlarla ikrarlaştık. Çünkü halık tanınmaz mahluk ile arada tanıtan bir nur olmayınca.

14 masum bir nurdur

Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve kelime-i tevhit inancında zaten bu on dört masum hakikatte bir tek nurlardır. Biz bu nurların yekün haline vahdet nuru diyoruz. Kuranı Kerim’de Hz. Musa Allah’ı görmeyi dilediğinde yüceler yücesi olan Allah sadece nurunun yansımasını gösterdi. Hz Musa bayıldı. Allah buyurdu ki ”Benim nurumu direkt görmeye gözler muktedir değildir.”

İşte bu yüzden onu görecek öz hamuru yüksek nurdan olan cismi insan ama kendileri kimseye verilmemiş mekanizmalar yani yüce fazilet sahibi Ehlibeyt ve İmamları ancak Allah’ı görmeye muktedir kılınmıştır.

İmam Ali’nin şu sözü buna bize yakiyn kılacaktır. “Allah ile aramda tüm perdeler kalksa O bildiğimden gayri bir şey değildir.” Diyen imam Ali rumuzlar ile bir hakikate işaret etmiştir.

Ali nereye dönse hak oraya döner

Resulullah buyurdu: ”Ali, evveli ve ahiri hak ile hak olmuş hakkın yeryüzündeki hak nurunun yani velayet nurunun Şah-ı Velayetidir. Ali nereye dönse hak oraya döner. Çünkü Ali haktan bir göz açıp kapayıncaya kadar bile gaflete düşmemiştir.”

Resulullah buyurdu ”Ben ile Ali evvelden bir nur idik.” Dediği birlik yani Vahdet nurunun tecellileri olan Muhammed Ali ye ikrar verdik. Ve Allah o hakkı aramızdan hiç ayırmadı. Kimse Allah’a iki tane demedi. İkiledikleri Muhammed Ali idi.. İkrar işte bu nurun birlik alemindeki Vahdet yani Muhammed Ali’ye verilen ikrar idi.

Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve Kelime-i Tevhit

Harabi baba şöyle beyan etmektedir. “Şeriat da Allah’ı ayrı Muhammed’i ayrı Ali’yi ayrı bilmeli. Tarikat’da Allah’ı ayrı Muhammed Ali’yi bir bilmeyen şirk koymuştur. Marifette ise Allah Muhammed Ali’yi bir bilmeyen şirk koşmuştur. Marifette ki bu bilincin tek kelimedeki yansıması hak kelimesi ile anlatılır.

Konuyu başka bir mecrada tefekkürümüzle zenginleştirelim.

“Musa ile Tur dağında Ali’yi gördüm Aliyi” diyen erenlerimiz aslında bir marifet sırrını söylüyorlardı. Allah’ın Musa’ya yansıttığı nur velayet nuru olduğu için, erenler böyle demiştir.

Fatıma (s.a.) Annemiz, İmam Ali ile bir sohbetinde ”Ya Ali, bana büyük sırlarından bir şey söyle” dediğinde, İmam Ali buyurdu: ”Baban Resulullah’ın Miraç’da ”Allah ile aramda sadece bir perde kaldı.” Dediği perde benim. ”Allah benimle Ali’nin sesi ile konuştu” buyurdu. ”Ya Fatıma, evimin gülü, ben insanlar ile Allah arasında bir perdeyim hiç bir yaratılmış olan benden öteye geçemez” buyurdu.

Mevlana natı Ali divanı Kebir de şöyle devam etti: ”Allah için yola çıkan yaptığı yolculukta vardığı yer Ali’dir. Ey sofu benimle didişme ben yüksek velayet sırrını size söyledim ki hakikat bilinsin.”

“Çarşı pazar dolaşırım ben Ali’yim Ali benim”

İşte Pirsultan Abddal’ın “Çarşı pazar dolaşırım ben Ali’yim Ali benim” demesinin sebebi aslında Enel Hak sözünü bu cümlede gizlemiş olmasıdır.. Bu beyitinde ”ben Aliyim” demek ”ben hak ile hak oldum” demektir.

Hak imamı Mubin Haydarı Kerrar Şahı Velayet Alidir. Canım kurban olsun ona, o hakkın sırlarının haznedarıdır. Hak aynı zamanda Allah’ın bir subüti sıfatıdır. Manası şudur: ”hak her yerde hazır ve nazırdır. Hiç bir zerre ondan gayri değildir ama o zerre de Allah değildir.” Zerrelerin içinde yapılacak bir yolculukta varılan yer Allah’ın her şeyi eviren çeviren istemese yaprak kımıldamaz dediğimiz kendi nuru kuvvetine varılır ki, bu bilim teknoloji ile yapılacak bir yolculuk değildir.

Mademki konuyu böyle ilerlettik şöyle devam edelim: Bu hak nurlarını biraz daha tanıyalım!

Bizler hep bir nuruz

Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve kelime-i tevhit inancına göre; 12 İmamların hepsi cisimleri farklı ama nurları aynı kişidir. İmam Caferi Sadık buyurdu: “Biz imamların başı, Muhammed Ali, ortası ve sonu da Muhammed Ali’dir. Bizler hep bir nurdanız.”

O nur Hira mağarasında Resulullah’a bir bütün olarak geldiğinde bir sara hastası gibi üç gün titredi. Allah buyurdu ki: ”Ey yatağa bürünmüş olan kalk ve tebliğ et.”

Yine Kerbela’da İmam Zeynel Abidin de hasta gibi yatağa bürünmüştü. Bu hasta olduklarından değil şehit olacak olan İmam Hüseyin’in nuru velayetinin imam Zeynel Abidine akmasındandı.

Ey Ehlibeyt yarenleri biliniz ki Elesti Bezminden bu yana ikrarımız Muhammed Ali’nin velayetinedir.

O yüzden bizlerin bu ikrarından sıdkı sadakat göstermemiz bizim dinimizin temel direğidir. Selmanı Pak, İmam Ali buyurdu: ”Kim bu ikrar üzere olursa Ey Selman, onun oturması, yürümesi, uyuması ibadettir. Yatağında ölse şehittir”

”Alınmış abdestim kılınmış namazım”

İmam Ali’nin bu sözüne binaen, Pirsultan Abdal ”alınmış abdestim kılınmış namazım” dediği abdest zahiri olan abdest değil. Bu  Elesti bezminde ruhlar alemindeki ikrarımız bizim  abdestimizdir. Bu ikrar üzere yaşamamız ibadetimiz yani namazımızdır. İkrarımız durdukça namazımız daimdir.

Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve Kelime-i Tevhit: Daimi salat nedir?

Yani Pirsultan’dan Şah ve Ali deme seni serbest bırakayım diyen lanetli Hınzır Paşa’ya  “alınmış abdestim aldırırlarsa kılınmış namazım kıldırırlarsa sizde şah diyeni öldürürlerse açılın kapılar şaha gidelim..” oradaki mana budur ki Alevîlerin daimi salât dedikleri imam Ali’nin aşkı ile hakka varıp hak ile hak olmaktır. Sürekli bu ikrara sadık kalmaktır.

Şeriat Ehli’nin ”salât dinin direğidir” sözünü sadece beden ile yapılan bir ibadet olarak algılamak bir hatadır. İmam Ali buyurdu ki “Ey Selman, Resulullah sabırdır ben ise salât.”

Selman dedi ”ya Ali ne demek istedin?” İmam Ali buyurdu ki ”benim velayetime ikrar etmeyenin ne iyiliği ne ibadeti kabul değildir. İkrarı olanın ise her davranışı ibadettir (günahlar hariç) “

Demek ki dinin direği salât velayeti ikame etmek için verilen ikrarımızdır. Velayet dinin tarlasıdır ancak. Allah kendi tarlasında ki mahsulü kabul eder. Dinin kuralları ise o tarlada yetişen mahsulüdür.

Konuyu başa alırsak; bizler Alevi tarikat yolu vahdet kavramı ve Kelime-i Tevhit anlamını ( Lailahe illallah Muhammeden resulullah Alidir veliyullah.)

İmam Rıza buyurdu: ”Bu cümle bir eman kalesidir kapısı ise biz Ehlibeyt’iz. Bize ikrar etmeyenin bu kaleye girmesi katiyen mümkün değildir.”

Tüm insanları Ehlibeyt’e onların sevgisine çağırmak emr-i marufun hakikatidir. Allah’ın salatı selamı Muhammed Mustafa ve onun Ehli Beyt’inin üstüne olsun. Rabbim keremi ile kuşatsın onları sevenleri.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Ekvator Haber’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

© ekvatorhaber.com Lütfen haber ve içerikleri kaynak belirterek kullanınız ve bağlantı linki veriniz.